29 Ekim 2014 Çarşamba

10.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
1.Cüz

1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 10.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 70-76

Kâlûd’u lenâ rabbeke yubeyyin lenâ mâ hiye, innel bakara teşâbehe aleynâ, ve innâ in şâallâhu le muhtedûn(muhtedûne).

(Onlar) Dediler (ki): "Dua et bizim için Rabbine açıklasın bize ne, nasıl (inek). Muhakkak ki bu inek teşbih edildi, benzetmesi yapıldı (belli oldu) bize. Ve muhakkak biz, hiç şüphesiz biz (kesilmesi emrolunan ineğe) Allah dilerse elbette hidayete erenler, ulaşanlar (oluruz)."

Kâle innehu yekûlu innehâ bakaratun lâ zelûlun tusîrul arda ve lâ teskıl hars(harse), musellemetun lâ şiyete fîhâ kâlûl’âne ci’te bil hakk(hakkı), fe zebehûhâ ve mâ kâdû yef’alûn(yef’alûne).

(Musa a.s) Dedi (ki): “Muhakkak ki o, hiç şüphesiz o (Allah), diyor, söylüyor, bir inek zelil degil, boyunduruk altına. Toprağı sürer arazi, yer, toprak ve sulamaz ekin (tarla) salınmış(tır), serbest bırakılmış (tır), (ve) leke (de) yoktur onda." Dediler (ki): "(İşte) Şimdi geldin hak ile, gerçekle (tam tarifini yaptın).” Böylece, bunun üzerine onu (o vasıfta olan ineği bulup) boğazladılar, kestiler. Ve neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.

Ve iz kateltum nefsen feddâre’tum fîhâ vallâhu muhricun mâ kuntum tektumûn(tektumûne).

Ve (siz) öldürmüştünüz bir nefs, bir kişi sonra da (katilini saklayarak) başınızdan savdınız onun hakkında (ki), o konuda (ki) (suçu). Ve Allah (açığa} çıkaran (dır) sizin gizlemiş olduğunuz şeyi.

Fe kulnâdribûhu bi ba’dıhâ kezâlike yuhyîllâhul mevtâ ve yurîkum âyâtihî leallekum ta’kılûn(ta’kılûne).

O zaman biz dedik (ki): "Ona (öldürülen adama) vurun onun (ineğin) bir kısmı ile." (O zaman ölen kişi dirilip katilini söyledi). İşte böylece, bunun gibi Allah diriltir ölü (yü), ve size gösterir onun (Allah'ın, kendi) âyetleri (ni), mucizeleri (ni) (kudretini). Umulur ki böylece siz akıl edersiniz.

Summe kaset kulûbukum min ba’di zâlike fe hiye kel hıcâreti ev eşeddu kasveh(kasveten), ve inne minel hıcâreti lemâ yetefecceru minhul enhâr(enhâru), ve inne minhâ lemâ yeşşakkaku fe yahrucu minhul mâu, ve inne minhâ lemâyehbitu min haşyetillâh(haşyetillâhi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).

Sonra, kasiyet bağladı (katılaştı ve karardı) sizin kalpleriniz (gene) sonradan,sonra (bu mucizenin arkasından), işte bu artık, öyle ki o gibi taşlar veya daha şiddetli kasvetli, katılaşmış. Ve hiç şüphesiz, muhakkak taşlardan olduğu zaman, öyle ki, fakat (hatta) çıkar, fışkırır (kaynar) ondan nehirler, ırmaklar. Ve muhakkak ondan olduğu zaman, öyle ki, fakat (hatta) yarılır o zaman, böylece çıkar ondan su. Ve muhakkak ondan olduğu zaman, öyle ki, c  (hatta düşer (aşağı yuvarlanır) haşyet duygusundan, korkusundan Allah(ın). Ve Allah değildir gâfil, gaflette, habersiz onlardan (o şeylerden) yaptıklarınız şeylerden.

E fe tatmeûne en yu’minû lekum ve kad kâne ferîkun minhum yesmeûne kelâmallâhi summe yuharrifûnehu min ba’di mâ akalûhu ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).

(Ey mü'minler)! (Hâlâ) Umuyor musunuz inanmaları (nı) size? Ve olmuştu bir fırka, bir grup onlardan işitirler kelâm, söz Allah (ın), sonra onu tahrif ederler, değiştirirler sonradan, ondan sonra şey onu akıl ettiler, onu anladılar, ve onlar (bunu) biliyorlar (dı da).

Ve izâ lekûllezîne âmenû kâlû âmennâ, ve izâ halâ ba’duhum ilâ ba’din kâlû e tuhaddisûnehum bi mâ fetehallâhu aleykum li yuhâccûkum bihî inde rabbikum e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).

Ve olduğu zaman mülâki oldular, karşılaştılar o kimseler, onlar âmenû oldular, îmân ettiler. Dediler: "Biz âmenû olduk, îmân ettik." Ve yalnız kaldıkları zaman onların bazıları diğerlerine, birbirlerine dediler: "Onlara anlatıyor musunuz (haber mi veriyor sunuz) o şeyi, onu açtı Allah (ın) size (Resûlallah hakkında bildirdiklerini), için, olsun diye "size (hüccet) delil gösteriyorlar" onunla, onu Rabbinizin katında hâlâ akıl etmiyor musunuz?

5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder