Kur'an-ı Kerim
1.Cüz
1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 4.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 25-29
Ve beşşirillezîne âmenû ve amilûs sâlihâti enne lehum cennâtin tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), kullemâ ruzikû minhâ min semeretin rızkan kâlû hâzellezî ruzıknâ min kabl(kablu) ve utû bihî muteşâbihâ(muteşâbihan), ve lehum fîhâ ezvâcun mutahharatun ve hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve müjdele, âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler ve yaptılar salih ameller, nefsi tezkiye edici olduğunu. Onlar için cennetler vardır, akar onun altından nehirler. Her seferinde, her defasında rızıklandırılırlar on(lar)dan, oradan (orada); ürünlerden, mahsullerden, meyvelerden rızık olarak dediler bu ki (o şey biz rızıklandırıldık önceden, daha önce. Ve verildi ona benziyen, ona benzer (eşler) ve onlar için (vardır) orada eşler temiz olan, temiz ve onlar orada devamlı kalacak olanlardır.
İnnallâhe lâ yestahyî en yadribe meselen mâ beûdaten fe mâ fevkahâ fe emmellezîne âmenû fe ya’lemûne ennehul hakku min rabbihim, ve emmellezîne keferû fe yekûlûne mâzâ erâdallâhu bi hâzâ meselâ(meselen), yudıllu bihî kesîran ve yehdî bihî kesîrâ(kesîran) ve mâ yudıllu bihî illel fâsıkîn(fâsıkîne).
Muhakkak ki, hiç şüphesiz Allah çekinmez, darbı mesel, misal, örnek vermek şey (bir) sivrisinek hatta şey onun üstünde. Fakat, ama, ise âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler artık, bundan sonra, böylece bilirler onun olduğunu hak Rab'lerinden. Ve fakat, ama onlar inkâr ettiler, kâfir oldular; o zaman, böylece derler ne diledi Allah bununla misal, örnek dalâlette bırakır onunla çoğunu, ve hidayete erdirir onunla çoğunu, ve dalâlette bırakmaz onunla. Ancak, sadece, başka fasıklardan,fıska düşenlerden.
Ellezîne yenkudûne ahdallâhi min ba’di mîsâkıh(mîsâkıhî), ve yaktaûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yufsidûne fîl ard(ardı) ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
Onlar (fâsıklar), nakzederler, bozarlar Allah'ın Ahdi'ni. Sonradan, sonra (kâlû belâ günü Allah'a verdikleri) onun misakını. Ve keserler şey (hani) emretti Allah ona (Allah'a) ulaştırmak (istenilen şeyi). Ve (başka insanların, ruhlarını Allah'a ulaştırmalarına da mani olmak için. Ve bu sebeple) fesat çıkarırlar yeryüzünde. İşte onlar (evet) onlar kendilerine yazık edenlerdir, hüsranda olanlardırar (kazandıkları pozitif dereceler negatif derecelerden az olanlardır).
Keyfe tekfurûne billâhi ve kuntum emvâten fe ahyâkum, summe yumîtukum summe yuhyîkum summe ileyhi turceûn(turceûne).
Nasıl inkâr ediyorsunuz Allah'ı? Ve siz idiniz, oldunuz ölüler (Kıyamet günü Sur'a üfürüldükten sonra). Sonra sizi diriltti (Kıyamet günü). Sonra sizi öldürecek (Sur'a ikinci defa üfürüldüğü zaman). Sonra sizi diriltecek (Sur'a üçüncü defa üfürüldüğü zaman). Sonra (İndi İlâhi'de) (tekrardan) ona (Allah'a) döndürüleceksiniz.
Huvellezî halaka lekum mâ fîl ardı cemîan summestevâ iles semâi fe sevvâhunne seb’a semâvât(semâvâtin), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun).
O (Allah) ki, yarattı sizin için şey yeryüzünde (olanların) hepsini. Sonra yöneldi, istiva etti semaya, gökyüzüne, böylece, sonra onları dizayn etti, düzenledi yedi (kattır) semalar, gökler (gök katları). Ve O (Allah) herşeyi en iyi bilendir (Alîm'dir).
5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder