29 Ekim 2014 Çarşamba

18.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
1.Cüz

1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 18.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 120-126

Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).

Ve asla razı olmaz(lar) (Ey Muhammed s.a.v.) senden Yahudi(ler), ve Hristiyanlar da değil, olmazlar, oluncaya kadar, olmadıkça sen tâbî olursun onların dîni(ne). De, söyle (ki): "Muhakkak ki, hiç şüphesiz Allah'ın hidayeti, Allah'a ulaşmak (işte) o, hidayettir." Ve eğer gerçekten olursa sen tâbî oldun onların nefslerinin istekleri(ne), hevaları(na) sonra ki o sana geldi (ilimden) bir ilim, senin için yoktur Allah'tan (dostlardan) bir dost, ve yardımcı yoktur, olmaz.

Ellezîne âteynâhumul kitâbe yetlûnehu hakka tilâvetih(tilâvetihî) ulâike yu’minûne bih(bihî), ve men yekfur bihî fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).

O kimseler, onlar (nebîler, ve resûller) biz onlara verdik kitap onu tilâvet ederler, okuyup açıklarlar hak, gerçek, bihakkın, tam gerektiği gibi onun tilâveti, okunup açıklanması. İşte onlar îmân ederler onu, ona (kitaba). Ve kim inkâr eder (ise) onu, ona (kitabı) o takdirde, artık işte onlar (evet) onlar hüsrana uğrayanlardır (nefslerini hüsrana düşürenlerdir).

Yâ benî isrâîlezkurû ni’metiyelletî en’amtu aleykum ve ennî faddaltukum alel âlemîn(âlemîne).

Ey İsrailoğulları! Zikredin, hatırlayın ni'metim(i) ben ni'metlendirdim (en'am ettim ya) sizi, size. Ve muhakkak ki ben, şüphesiz ben sizi üstün kıldım âlemler üzerine.

Vettekû yevmen lâ teczî nefsun an nefsin şey’en ve lâ yukbelu minhâ adlun ve lâ tenfeuhâ şefâatun ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).

Ve sakının (öyle bir) gün(den), (ve o gün) ödenmeyecek, ödenmez bir kimseden bir kimseye bir şey, ve kabul edilmeyecek, kabul edilmez ondan bir bedel, bir fidye, ve ona menfeat, fayda vermeyecek şefaat, himaye, yardım, ve onlar yardım olunmazlar.

Ve izibtelâ ibrâhîme rabbuhu bi kelimâtin fe etemmehun(etemmehunne), kâle innî câiluke lin nâsi imâmâ(imâmen), kâle ve min zurriyyetî kâle lâ yenâlu ahdiz zâlimîn(zâlimîne).

Ve imtihan etmişti İbrâhîm(i) onun Rabbi kelimeler ile. O zaman onları (imtihan kelimeleri) tamamladı. (Ve) Dedi (ki Allah): "Muhakkak ki ben (ben seni kılanım) ben seni kılacağım insanlar için, insanlara imam, önder." (O da) Dedi (ki İbrâhîm a.s) "Ve benim zürriyetimden, soyumdan (da imamlar kıl)." (Ve de) Dedi (ki Allah): "Nail olmaz, ulaşamaz benim ahdim(e) (imamlık ve önderlik rahmetime, senin soyundan olan) zalimler."

Ve iz cealnâl beyte mesâbeten lin nâsi ve emnâ(emnen), vettehizû min makâmı ibrâhîme musallâ(musallen) ve ahidnâ ilâ ibrâhîme ve ismâîle en tahhirâ beytiye lit tâifîne vel âkifîne ver rukkais sucûd(sucûdi).

Ve olmuştu biz kıldık (beyt'i) ev(i), yer(i) (Kâbe'yi) sevap yeri insanlar için, ve emniyetli (bir yer). Ve edinin (makamdan) bir makam İbrâhîm(in) namaz yeri. Ve ahd ettik İbrâhîm (a.s)'e, ve İsmail (a.s)'e: "Temizlemek (beytim'i) evim(i) tavaf edenler için (âkifler için, ibadet için kalanlar), ve devamlı ibadet edenler, itikâfta, ve rükû edenler, secde edenler (için)."

Ve iz kâle ibrâhîmu rabbic’al hâzâ beleden âminen verzuk ehlehu mines semerâti men âmene minhum billâhi vel yevmil âhir(âhiri), kâle ve men kefere fe umettiuhu kalîlen summe adtarruhu ilâ azâbin nâr(nâri), ve bi’sel masîr(masîru).

Ve demişti (ki) İbrâhîm (a.s): "Rabbim kıl, yap bu belde emin, emniyetli. Ve rızıklandır onun halkı (semerâlardan) (çeşitlı ürün ve) meyvelerden, kim îmân etti onlardan Allah'a, ve sonraki gün, ahiret günü (yevmi el ahiri)." (Ve) Dedi (ki Allah): "Ve kimse, kim örttü, inkâr etti böylece, o taktirde onu metalandırırız, dünyalık veririz biraz, az. Sonra onu maruz bırakırım ateşin azabına, ve ne kötü varış yeri(dir)."

5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder