Kur'an-ı Kerim
1.Cüz
1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 17.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 113-119َ
Ve kâletil yahûdu leysetin nasârâ alâ şey’(şey’in) ve kâletin nasârâ leysetil yahûdu alâ şey’in ve hum yetlûnel kitâb(kitâbe), kezâlike kâlellezine lâ ya’lemûne misle kavlihim, fallâhu yahkumu beynehum yevmel kıyâmeti fîmâ kânû fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).
Ve dedi (ki) Yahudiler: "Değil(dir) Hristiyanlar üzerine bir şey (hak bir dîn)." Ve dedi (ki) Hristiyanlar: "Değil(dir) Yahudiler üzerine bir şey (hak bir dîn).” Ve onlar (Yahudiler ve Hristiyanlar) okuyorlar (tilâvet ediyorlar) Kitap(ı). Bunun gibi dedi onlar bilmiyorlar, benzer, gibi onların sözleri. O zaman, böylece Allah hükmedecek, hüküm verecektir onların araları kıyâmet günü, o şey hakkında oldular, idiler onun hakkında ihtilâf ediyorlar, ayrılığa düşüyorlar.
Ve men azlemu mimmen menea mesâcidallâhi en yuzkere fîhesmuhu ve seâ fî harâbihâ ulâike mâ kâne lehum en yedhulûhâ illâ hâifîn(hâifîne) lehum fîd dunyâ hızyun ve lehum fîl âhireti azâbun azîm(azîmun).
Ve bir kimse, kişi daha zalim ondan men etti, engelledi mescidler(inde) Allah(ın) zikredilme(sini)k orada (mescidlerde) O'nun ismi, ve gayret etti, çalıştı onun (mescidlerin) harap olması için? İşte onlar olmadı onlar için oraya (mescidlere) girmeleri ancak, hariç, den başka korkanlar, korku içinde olanlar. Onlar için vardır dünyada rezillik, ve onlar için vardır ahirette (de) "azap azîm, büyük."
Ve lillâhil meşriku vel magribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâh(vechullâhi) innallâhe vâsiun alîm(alîmun).
Ve Allah içindir, Allah'ındır şark, doğu (da), ve garb, batı (da). Artık hangi, herhangi, tarafa dönersiniz, o zaman, artık orada(dır) Allah'ın Zat'ı (Vechi). Muhakkak ki Allah (Vâsi'dir) vasi olan(dır), kuşatan(dır), (Alîm'dir) hakkıyla bilen(dir), en iyi bilen(dir).
Ve kâlûttehazellâhu veleden, subhâneh(subhânehu), bel lehu mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), kullun lehu kânitûn(kânitûne).
Ve dediler (ki): "Edindi Allah çocuk." O (bundan) sübhandır, münezzehtir (berîdir). Hayır, bilâkis O'nun içindir, O'nundur semalardaki, göklerdeki şeyler, ve arz(daki), yeryüzü(ndeki), yer(deki). Hepsi O'na (Allah'a) kanitun olanlar(dır), saygı ile huzurda (duranlardır).
Bedîus semâvâti vel ard(ardı), ve izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn(yekûnu).
(Bedî olan) Eşsiz, örneksiz herşeyin ilkini yaratan, yaratıcı semalar(ı), gökler(i), ve arz(ı), yeryüzü(nü). Ve o zaman, olduğu zaman oldu (kadâ) emir, iş o zaman sadece söyler (ki) ona: "Ol!" O zaman, böylece (o şey) olur.
Ve kâlellezîne lâ ya’lemûne lev lâ yukellimunâllâhu ev te’tînâ âyeh(âyetun), kezâlike kâlellezîne min kablihim misle kavlihim, teşâbehet kulûbuhum, kad beyyennal âyâti li kavmin yûkınûn(yûkınûne).
Ve dedi (ki) o kimseler, onlar bilmiyorlar(dı) "Olsa, olmaz mıydı, olsaydı ya bizimle konuşur Allah" veya "Bize gelir (mi) bir âyet, delil, mucize?" İşte böyle, bunun gibi dedi o kimseler, onlar, onlardan önce gibi, misal, örnek, benzer onların sözleri(ne) benzedi. Onların kalpleri (bir) oldu. Beyan ettik, biz açıkladık âyetler(imizi) bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa kesin olarak görenler ve bilenler, yakîn hasıl edenler (kalp gözüyle Allah'ın gösterdiklerini görüp, kalp kulağıyla Allah'ın gösterdiği şeyler hakkında verdiği bilgiyi işiten ve idrak eden ve bu bilginin hangi Kur'ân-ı Kerim âyetlerine dayandığını Allah'tan öğrenerek, seviyelerine göre sırasıyla İlm'el yakîn, Ayn'el yakîn ve Hakk'ul yakîn sahibi olan kişiler).
İnnâ erselnâke bil hakkı beşîren ve nezîren, ve lâ tus’elu an ashâbil cahîm(cahîmi).
Muhakkak ki biz, hiç şüphesiz biz (Ey Muhammed s.a.v.) seni gönderdik hak ile müjdeleyici olarak, ve uyarıcı olarak. Ve sana sorulmaz (Ashâbı el cahîmi'den) cehennem ehlinden, cehennem halkından (sen cehenneme gideceklerden sorumlu tutulmazsın ).
5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder