Kur'an-ı Kerim
1.Cüz
1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 3.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 17-24
Meseluhum ke meselillezistevkade nârâ(nâren), fe lemmâ edâet mâ havlehu zeheballâhu bi nûrihim ve terekehum fî zulumâtin lâ yubsirûn(yubsirûne).
Onların misali, onların durumu gibidir misal, durum ki o ateş yaktı, tutuşturdu. Ateş böylece olduğu zaman aydınlattı, şey(ler) onun etrafı, çevresi giderdi Allah (kendi) i onların nuruyla, nurlarıyla, aydınlığıyla, ışığıyla. Ve ve onları terketti, bıraktı, içine, içinde zulmet, karanlıklar (artık) onlar görmüyorlar, görmezler.
Summun bukmun umyun fe hum lâ yerciûn(yerciûne).
Sağır, dilsiz, kördürler artık onlar. (Artık) (onlar) dönmezler, dönemezler.
Ev ke sayyibin mines semâi fîhi zulumâtun ve ra’dun ve berk(berkun), yec’alûne esâbiahum fî âzânihim mines savâiki hazaral mevt(mevti), vallâhu muhîtun bil kâfirîn(kâfirîne).
Veya (onlar), yağmur gibi semadan, gökyüzünden onun içinde vardır zulmet, karanlıklar; ve gök gürlemesinin, gök gürültüsünün ve şimşekin. Kılarlar, yaparlar onların parmaklarını, parmaklarını kulaklarının içine, kulaklarına yıldırımlardan korkusu ölümün. Allah ihata edendir, kuşatandır kâfirleri.
Yekâdul berku yahtafu ebsârehum kullemâ edâe lehum meşev fîhi, ve izâ azleme aleyhim kâmû ve lev şâellâhu le zehebe bi sem’ihim ve ebsârihim innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Neredeyse (olacak) şimşek kamaştırır, kapıp alır, alacak, kapacak onların gözlerini. Her zaman, her defa aydınlattı onlar, onları yürüdüler onun içinde, onda. Ve olduğu zaman karanlık çöktü onların üzerine, ayakta kaldılar. Ve eğer,ise dileseydi Allah elbette giderirdi, onların işitmesini ve onların görmesini. Hiç şüphesiz, muhakkak Allah üzerine herşeyin kaadirdir, gücü yetendir.
Yâ eyyuhen nâsu’budû rabbekumullezî halakakum vellezîne min kablikum leallekum tettekûn(tettekûne).
Ey insanlar! Kul olun (sizin) Rabbiniz(e). O ki, ki O sizi yarattı, ve o kimseler, onlar den sizden önce(kileri). Umulur ki böylece siz, takva sahibi olursunuz.
Ellezî ceale lekumul arda firâşen ves semâe binââ(binâen), ve enzele mines semâi mâen fe ahrece bihî mines semarâti rızkan lekum, fe lâ tec’alû lillâhi endâden ve entum ta’lemûn(tâ’lemune).
O (Allah) ki, ki o (Allah); kıldı, yaptı sizin için, size, arzı, yeryüzünü döşek, yatak ve semayı, gökyüzünü bina olarak (kubbe şeklinde). Ve indirdi semadan, gökyüzünden su; o zaman, böylece çıkardı onunla ürünlerden, meyvelerden, mahsullerden rızık sizin için. O zaman, artık kılmayın, yapmayın; Allah için, Allah'a eşler, benzerler(putlar edinmeyin). Ve siz (evet) (siz) (iyi) biliyorsunuz.
Ve in kuntum fî reybin mimmâ nezzelnâ alâ abdinâ fe’tû bi sûretin min mislihî, ved’û şuhedâekum min dûnillâhi in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).
Ve eğer siz iseniz şüphe içinde şeyden (Kur'an'ı Kerim'den), biz indirdik üzerine (bizim) kulumuzun. O zaman, öyleyse getirin bir sureyi onun mislinden, onun benzeri, onun gibi ve davet edin, çağırın sizin şahitleriniz Allah'tan başka, eğer siz iseniz sadıklardan, doğru söyleyenlerden.
Fe in lem tef’alû ve len tef’alû fettekûn nârelletî vakûduhân nâsu vel hicâratu, uiddet lil kâfirîn(kâfirîne).
O zaman, öyleyse, fakat eğer yapamazsanız ve asla yapamayacaksınız, yapamazsınız. O zaman, öyleyse sakının ateş ki o (ateş) onun yakıtı insanlar ve taşlardır, (orası) hazırlandı kâfirler için, kâfirlere.
5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder