Kur'an-ı Kerim
1.Cüz
1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 6.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 38-48
Kulnâhbitû minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî hudenfe men tebia hudâye fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Biz dedik (ki): "İnin ondan,oradan (aşağıya) topluca, hepiniz. O zaman olunca size mutlaka gelecektir benden hidayet (bana, Allah'a ulaşmak). O zaman kim tâbî oldu (olursanız) hidayetime, artık korku yoktur onlara ve onlar mahzun olmazlar."
Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbun nâr(nârı), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve o kimseler, onlar inkâr ettiler, kâfir oldular. Ve yalanladılar âyetlerimizi işte onlar sahipleridir, halkıdır, ehlidir ateş (ve) onlar orada ebedîyen,sonsuza (kadar), devamlı kalacak olanlardır.
Yâ benî isrâîlezkurû ni’metiyelletî en’amtu aleykum ve evfû bi ahdî ûfi bi ahdikum ve iyyâye ferhebûn(ferhebûne).
Ey İsrailoğulları! Zikredin, hatırlayan, anın ni'metimi ki o ben ni'metlendirdim size, sizi. Ve vefa edin, ifa edin, hakkıyla yerine getirin (ki) ahdimi, ifa edeyim, yerine getireyim sizin ahdinizi, size olan ahdimi (sizleri vaadettiğim cennetime alayım). Ve (ahdinize sadık kalmakta) yalnız benden, sadece benden o zaman, böylece, artık korkun.
Ve âminû bi mâ enzeltu musaddikan li mâ meakum ve lâ tekûnû evvele kâfirin bih(bîhî), ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlen ve iyyâye fettekûni.
Ve Allah'a ulaşmayı dileyin, îmân edin; şeye ben indirdim (Kur'an'ı Kerim'e) tasdik eden, doğrulayan o şeyi (Tevrat'ı) sizinle beraber, sizin yanınızda olan. Ve olmayın evvel, ilk kâfir, inkâr eden onu (Kur'an'ı Kerim'i). Ve satmayın âyetlerimi bedel, ücret az (bir). Ve yalnız ben (bana) artık, o halde (evet) bana karşı takva sahibi olun.
Ve lâ telbisûl hakka bil bâtılı ve tektumûl hakka ve entum ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve karıştırmayın, gizleyip örtmeyin hakkı, gerçeği bâtıl ile ve tektumû (ile). Ve (çünkü) siz biliyorsunuz.
Ve ekîmûs salâte ve âtûz zekâte verkeû mear râkiîn(râkiîne).
Ve ikame edin, gereği üzere yerine getirin namazı ve verin zekâtı. Ve rükû edin beraber rukû edenlerle.
E te’murûnen nâse bil birri ve tensevne enfusekum ve entum tetlûnel kitâb(kitâbe) e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
Mi emrediyorsunuz insanlara birr'i, ebrar olmayı, maddî-manevî (tezkiye ve teslim olmayı)? Ve unutuyorsunuz kendi nefsleriniz, kendiniz. Ve siz okuyorsunuz Kitap (ta) o halde, hâlâ akıl etmiyor musunuz?
Vesteînû bis sabri ves salât(salâti), ve innehâ le kebîratun illâ alâl hâşiîn(hâşiîne).
Ve istiane (Allah'tan özel yardım) sabırla ve namazla. Hiç şüphesiz o, muhakkak ki o (hacet namazı) mutlaka, elbette, muhakkak büyük, zor, ağır; ancak, hariç, den başka huşû sahiplerine.
Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
O kimseler, onlar (o huşû sahipleri) bilirler, yakîn derecesinde inanırlar. Onların (dünya hayatında) olduğunu mülâki olma, kavuşma, ulaşma, karşılaşma (onların) Rab'leri, ve onların (ölümle) olduğunu ona dönecek olanlardır.
Yâ benî isrâîlezkurû ni’metiyelletî en’amtu aleykum ve ennî faddaltukum alel âlemîn(âlemîne).
Ey İsrailoğulları! Zikredin, anın, hatırlayın ni'metimi ki o (nu) ben ni'metlendirdim (en'am ettiğim) sizi, size. Ve benim olduğum(u) (hatırlayın), sizi üstün kıldım âlemlere.
Vettekû yevmen lâ teczî nefsun an nefsin şey’en ve lâ yukbelu minhâ şefâatun ve lâ yu’hazu minhâ adlun ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
Ve, sakının, çekinin (o) gün(den). Karşılığı ödenmez bir nefs, bir kimse nefsten, bir kimseden bir şey. Ve kabul olunmaz ondan (hiç kimseden) şefaat, yardım. Ve alınmaz ondan (hiç kimseden) bir adalet, bir bedel, bir fidye. Ve onlara yardım olunmaz.
5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder