Kur'an-ı Kerim
1.Cüz
1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 8.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 58-61
Ve iz kulnâdhulû hâzihil karyete fe kulû minhâ haysu şi’tum ragaden vedhulûl bâbe succeden ve kûlû hıttatun nagfir lekum hatâyâkum ve senezîdul muhsinîn(muhsinîne).
Ve olmuştu, olduğu zaman dedik (ki): "Girin bu karye'ye (kasabadan küçük yerleşim birimi), artık, böylece yeyin ondan, oradan (ni'metlerimden) yer (mekân) dilediniz bol bol. Ve girin kapı(dan) secde ederek ve deyin, söyleyin "hıtta" (günahlarımızın bağışlanmasını diliyoruz). Biz bağışlarız, biz bağışlayalım sizin için, size sizin hatalarınızı. Ve arttıracağız muhsinler, ahsen olanlar (fizik vücudunu teslim edenler) (için ni'metlerimizi)."
Fe beddelellezîne zalemû kavlen gayrellezî kîle lehum fe enzelnâ alellezîne zalemû riczen mines semâi bimâ kânû yefsukûn(yefsukûne).
O zaman, fakat, sonra değiştirdi o kimseler, onlar zulmettiler, söz başka ki o söylendi onlara. O zaman, bunun üzerine biz indirdik üzerine o kimseler, onlar zulmettiler korkunç azaptan, habis azaptan. Sema, gök sebebiyle, dolayısıyla oldular fıska düşüyorlardı, îmândan sonra küfre düşüyorlardı.
Ve izisteskâ mûsâ li kavmihî fe kulnâdrib bi asâkel hacer(hacere) fenfeceret minhusnetâ aşrete aynâ(aynen), kad alime kullu unâsin meşrebehum kulû veşrebû min rızkıllâhi ve lâ ta’sev fîl ardı mufsidîn(mufsidîne).
Ve olmuştu, olduğu zaman suya kavuşmayı istedi Musa (a.s) kendi kavmi için. O zaman, böylece biz dedik, söyledik: "Vur senin asan ile taşa,kayaya." O zaman, böylece fışkırdı ondan 12 (on iki) göz, pınar, kaynak. Oldu,olmuştu bildi bütün hepsi insanlar onların içeceği yeri, kendi içecekleri yeri. Yeyin, yeyiniz ve için, içiniz Allah'ın rızkından ve haddi aşmayın, azmayın, asi olmayın yeryüzünde fesat çıkaranlar (fesat çıkarıcı kimseler).
Ve iz kultum yâ mûsâ len nasbira alâ taâmin vâhidin fed’u lenâ rabbeke yuhric lenâ mimmâ tunbitulardu min baklihâ ve kıssâiha ve fûmihâ ve adesihâ ve basalihâ, kâle e testebdilûnellezî huve ednâ billezî huve hayr(hayrun), ihbitû mısran fe inne lekum mâ seeltum ve duribet aleyhimuz zilletu vel meskenetu ve bâu bi gadabin minallâh(minallâhi), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnen nebiyyîne bi gayri hak(hakkı), zâlike bi mâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).
Ve olmuştu, olduğu zaman siz dediniz (siz demiştiniz): "Ey Musa! Sabedemeyiz yemeğe tek, bir (çeşit). Öyleyse, artık dua et bizim için, bize. Senin Rabbin çıkarsın bizim için, bize şey(ler)den yetiştirtirir (yetişdirdiği) arz (ın), yeryüzü (nün), toprak (ın), onun baklagillerinden ve onun salataları ve onun sarımsağı ve onun mercimeği ve onun soğanı." (Musa a.s) Dedi: "Değiştiriyor musunuz o ki, ki o (evet) o daha düşük, daha değersiz onunla ki o hayırlı, o daha hayırlı (olanla)? (Öyle ise) İnin büyük bir şehir veya Mısır ülkesi (ne) o zaman, böylece, öyle ise muhakkak ki sizin için, size şey(ler) (den istediğiniz).” (Sonra da) Siz istediniz ve vuruldu (damga) onların üzerine zillet, hakirlik, alçaklık ve aşağılık ve düşkünlük, fakirlik, sefalet. Ve uğradılar gazapla, öfkeyle Allah'tan. İşte bu ile onların olduğu oldular inkâr ediyorlar (dı) Allah'ın âyetleri (ni) ve öldürüyorlar (dı) peygamberler (i) olmaksızın hak. İşte bu şey sebebiyle, dolayısıyla isyan ettiler ve oldular haddi aşıyorlar (dı haddi aşanlar).
5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder