Kur'an-ı Kerim
1.Cüz
1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 19.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 127-134
Ve iz yerfeu ibrâhîmul kavâide minel beyti veismâîl(ismâîlu) rabbenâ tekabbel minnâ inneke entes semîul alîm(alîmu).
Ve o zaman, olduğu zaman yükseltir İbrâhîm (a.s) temeller(ini) (beyt'in) evden (evin) (Kâbe'nin), ve İsmail (a.s) (ve şöyle dua ediyorlardı): "Rabbimiz kabul buyur bizden (bu yaptığımız şeyi). Muhakkak ki sen, şüphesiz sen (evet) sen hakkıyla işiten (Semî'sin), hakkıyla bilen (Alîm'sin)."
Rabbenâ vec’alnâ muslimeyni leke ve min zurriyyetinâ ummeten muslimeten leke ve erinâ menâsikenâ ve tub aleynâ, inneke entet tevvâbur rahîm(rahîmu).
"Rabbimiz ve bizi kıl teslim olan (iki kişi) sana. Ve bizim soyumuzdan bir ümmet, bir topluluk teslim olan sana." "Ve bize göster (hac ibadetinin) menasiklerimizi, yapacaklarımızı, uymamız gereken kurallarımızı. Ve tövbemizi kabul buyur. Muhakkak ki sen, hiç şüphesiz sen (evet) sen tövbeleri çok kabul eden (Tevvâb'sın), Rahmet nuru gönderen (Rahîm'sin)."
Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm(hakîmu).
Rabbimiz, ve beas et, hayata getir, görevlendir bir resûl, elçi, mürşid onlardan, kendilerinden onlara okur (tilâvet eder) senin âyetlerin(i), ve onlara öğretir kitabı, ve hikmeti. Ve onları tezkiye eder, nefslerini temiz- ler, tasfiye eder. Muhakkak ki sen (evet) sen üstün (Azîz'sin), hüküm ve hikmet sahibi (Hakîm'sin).
Ve men yergabu an milleti ibrâhîme illâ men sefihe nefseh(nefsehu), ve lekadistafeynâhufîd dunyâ, ve innehu fîlâhireti le mines sâlihîn(sâlihîne).
Ve kim rağbet etmez, yüz çevirir, uzaklaşır İbrâhîm'in dîni ancak, den başka, kim sefih oldu, akılsız oldu, cahillik etti nefsini, kendini? Ve andolsun (ki) biz onu seçtik dünyada. Ve muhakkak ki o, ve ahirette elbette, mutlaka, kesinlikle salihlerden (salâha ulaşmışlardandır).
İz kâle lehû rabbuhû eslim kâle eslemtu li rabbil âlemîn(âlemîne).
Dediği zaman, demişti ona onun Rabbi: "Teslim ol!" Dedi (ki): "Ben teslim oldum âlemlerin Rabbine."
Ve vassâ bihâ ibrâhîmu benîhi ve ya’kûb(ya’kûbu), yâ beniyye innallâhestafâ lekumud dîne fe lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).
Ve vasiyet etti onunla (Allah'a teslim olmayı) İbrâhîm (a.s) kendi oğullarına. Ve Yâkub (a.s da): "Ey oğullarım! Muhakkak ki Allah seçti sizin için, size dîn (olarak). O halde, öyleyse, artık ölmeyiniz ancak, sadece, dan başka, olmaksızın, olmadan, ve siz (Allah'a) teslim olanlar(sınız)."
Em kuntum şuhedâe iz hadara ya’kûbel mevtu, iz kâle li benîhi mâ ta’budûne min ba’dî kâlû na’budu ilâheke ve ilâhe âbâike ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ilâhen vâhidâ(vahiden) ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).
Yoksa, veya: "Siz oldunuz şahitler?" Hazır olduğu zaman, hazır olmuştu Yâkub (a.s) ölüm. Demişti (Yâkub a.s) oğullarına: "Neye kulluk edeceksiniz sonradan, sonra (ben öldükten)?" (Onlar) Dediler (ki): "Kul olacağız senin ilâhın(a), ve ilâh(ına) senin ataların, İbrâhîm (a.s), ve İsmail (a.s), ve İshak (a.s'ın) tek, bir ilâh. Ve biz ona (Allah'a) teslim olanlar(ız)."
Tilke ummetun kad halet, lehâ mâ kesebet ve lekum mâ kesebtum, ve lâ tus’elûne ammâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
İşte o (onlar) bir ümmet, bir toplum oldu (ki) gelip geçti. Onun kazandığı şeyler (kendilerinedir), ve sizin kazandığınız şeyler (sizedir). Ve size sual olunmaz, sorulmaz şeylerden onlar oldular yapıyorlar (siz sorumlu değilsiniz).
5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder