Kur'an-ı Kerim
1.Cüz
1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 9.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 62-69
İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ven nasârâ ves sâbiîne men âmene billâhi vel yevmil âhiri ve amile sâlihan fe lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar âmenû oldular (Allah'a ulaşmayı dilediler) ve o kimseler, onlar yahudiler ve hristiyanlar ve meleklere veya yıldızlara tapanlar (sabii olanlar) kim, kimse(ler), âmenû oldu (Allah'a ulaşmayı diledi), îmân etti, inandı Allah'a ve son gün, ve sonraki gün, ruhun Allah'a ulaşma günü ve salih amel, ıslâh edici (nefsi tezkiye edici) amel yaptı artık, böylece onlar için, onların ecirleri, mükâfatları yanında, katında (dır) onların Rabbi, Rab'leri. Ve korku yoktur onlara ve onlar mahzun (da) olmazlar.
Ve iz ehaznâ mîsâkakum ve refa’nâ fevkakumut tûr(tûra) huzû mâ ateynâkum bi kuvvetin vezkurû mâ fîhi leallekum tettekûn(tettekûne).
Ve olmuştu, olduğu zaman almıştık sizin misakleriniz, yeminleriniz ve biz yükselttik, kaldırdık sizin üstünüze Tur'u (Tur Dağı'nı). Alın, sarılın, kendinize maledin size verdiğimiz şeyleri kuvvetle ve hatırlayın şey(ler)i onun içinde (olan). Umulur ki siz, böylece siz takva sahibi olursunuz.
Summe tevelleytum min ba’di zâlik(zâlike), fe lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu le kuntum minel hâsirîn(hâsirîne).
Sonra siz döndünüz (misâkın)den bundan sonra. İşte, artık, böylece eğer olmasaydı Allah'ın fazlı size, sizin üzerinize ve onun rahmeti. Elbette siz oldunuz hüsrana düşenlerden, hüsranda olanlardan.
Ve lekad alimtumullezîne’tedev minkum fîs sebti fe kulnâ lehum kûnû kıradeten hâsiîn(hasiîne).
Ve andolsun siz bildiniz o kimseler, onlar hakka tecavüz ettiler, haddi aştılar sizden cumartesi gününde. Artık, böylece, bunun üzerine biz dedik onlara: "Olun maymun (lar) zelil, hakir, kovulmuş olanlar."
Fe cealnâhâ nekâlen li mâ beyne yedeyhâ ve mâ halfehâ ve mev’ızaten lil muttakîn(muttakîne).
Artık, böyle biz onu (bu cezayı) kıldık nakledilecek olay, ibret şey(ler) için, kimseler için arasında onun elleri (onun önündeki) ve şey(ler), kimseler onun arkasında ve vaaz, öğüt, nasihat takva sahipleri için.
Ve iz kâle mûsâ li kavmihî innallâhe ye’murukum en tezbehû bakarah(bakaraten), kâlû e tettehızunâ huzuvâ(huzuven), kâle eûzu billâhi en ekûne minel câhilîn(câhilîne).
Ve olmuştu, olduğu zaman dedi (ki) Musa (a.s) onun kavmine, kendi kavmine: "Muhakkak ki, hiç şüphesiz Allah size emrediyor kesmenizi bir inek." (Onlar) Dediler (ki): "Mi bizi ediniyorsun alay konusu?" (Musa a.s) Dedi (ki): "Ben sığınırım Allah'a olmak (benim olmam) cahillerden."
Kâlûd’u lenâ rabbeke yubeyyin lenâ mâ hiy(hiye), kâle innehu yekûlu innehâ bakaratun lâ fâridun ve lâ bikr(bikrun), avânun beyne zâlik(zalike) fef’alû mâ tu’merûn(tu’merune).
(Onlar) Dediler (ki): “Dua et bize, bizim için senin Rabbin açıklasın bize ne, nasıl o(inek'in).” (Musa a.s) Dedi (ki): “Muhakkak ki o, şüphesiz o (Allah) diyor, söylüyor muhakkak ki o, şüphesiz o (inek) bir inek yaşlı olmayan ve çok genç olmayan orta yaşta bu (ikisi) arasında. Artık, böylece yapın şey(i) emrolununuz."
Kâlûd’u lenâ rabbeke yubeyyin lenâ mâ levnuhâ, kâle innehu yekûlu innehâ bakaratun safrâu, fâkiun levnuhâ tesurrun nâzırîn(nâzirîne).
(Onlar) Dediler (ki): “Dua et bize, bizim için senin Rabbin açıklasın bize ne, nasıl onun rengi (inek'in)." (Musa a.s) Dedi ki: “Muhakkak ki o, şüphesiz o (Allah) diyor, söylüyor muhakkak ki o, şüphesiz o (inek) sarı bir inek, parlak, canlı onun rengi sürur, ferahlık, huzur verir (hoşa gider) nazar edenler, görenler, bakanlar."
5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder