Kur'an-ı Kerim
1.Cüz
1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 11.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 77-83
E ve lâ ya’lemûne ennallâhe ya’lemu mâ yusirrûne ve mâ yu’linûn(yu’linûne).
Mı ve bilmiyorlar olduğunu "Allah bilir" sır olan, saklanan şeyler ve alenî olan, açıklanan şeyler?
Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).
Ve onlardan (onların bir kısmı) ümmîler (dir), okuma yazma bilmeyenler (dir). Bilmezler kitabı (Allah'ın kitabı'nı). Ancak, den başka emaniyye, kişilerin kendilerinin yazdığı kitaplar, zan, temenni etmeleri (dir). Ve onlar sadece zannederler.
Fe veylun lillezîne yektubûnel kitâbe bi eydîhim summe yekûlûne hâzâ min indillâhi li yeşterû bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe veylun lehum mimmâ ketebet eydîhim ve veylun lehum mimmâ yeksibûn(yeksibûne).
Artık yazıklar olsun, vay haline o kimselere, onlara yazarlar kitap (ı) elleriyle (emaniye bilgiler içeren)! Sonra derler: "Bu Allah'ın katından (dır)” satmak için onu (bu yazdıklarını) bedel, ücret az (bir). Artık yazıklar olsun, vay haline onlara şey(ler)den yazdı(kları) onların elleri (ile), kendi elleri (ile). Ve yazıklar olsun, vay haline onlara şey(ler)den iktisap ediyorlar, kazanıyorlar.
Ve kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdeh(ma’dûdete), kul ettehaztum indallâhi ahden fe len yuhlifallâhu ahdehu(ahdehû) em tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve dediler (emaniyeye tâbî olanlar): "Bize dokunmaz ateş sadece, den başka günler ma'dûd, adetli, sayılı (günahlarımız kadar yanıp cennete gireceğiz).” De (ki), söyle (ki): "Siz edindiniz mi Allah'ın katı (nda) bir ahd, kesin söz?'' O zaman (Eğer böyle bir ahd almışsanız) asla değiştirilmez Allah (ın) onun ahdi, ahdini. Veya, yoksa söylüyorsunuz Allah'a bilmediğiniz bir şey (i)?
Belâ men kesebe seyyieten ve ehâtat bihî hatîetuhu fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Bilâkis, hayır, öyle değil (sandığınız gibi değil), kimse, kazandı günah ve kuşattı onu onun hataları artık işte onlar ateş halkı (dırlar), (ve) onlar orada devamlı kalacak olanlardır.
Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ulâike ashâbul cenneh(cenneti), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve o kimseler, onlar âmenû oldular (Allah'a ulaşmayı dileyenler), îmân ettiler, ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar, işte onlar, cennet halkı(dırlar), ehlidirler. (Ve) Onlar orada (cennette) devamlı kalacak olanlardır.
Ve iz ehaznâ mîsâka benî isrâîle lâ ta’budûne illâllâhe ve bil vâlideyni ihsânen ve zil kurbâvel yetâmâ vel mesâkîni ve kûlû lin nâsi husnen ve ekîmûs salâte ve âtûz zekât(zekâte), summe tevelleytum illâ kalîlen minkum ve entum mu’ridûn(mu’ridûne).
Ve biz almıştık misak, yemin, kesin söz İsrailoğulları (ndan): "Kul olmayın Allah'tan başka (sına), ve ana-babaya ihsanda bulunmak, iyi davranmak, ve sahip yakınlar, akrabalar, hısımlar, ve yetimler, ve miskinler, çalışamaz durumdaki ihtiyarlar, ve söyleyin, deyin insanlar için, insanlara güzel, iyi, ve namazı ikame edin, gereği üzere kılın, ve zekât(ı) verin." Sonra siz yüz çevirdiniz ancak, hariç, den başka (pek) az(ınız) sizden (misakınızdan geri döndünüz). Ve siz yüz çevirenler (siniz).
5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder