29 Ekim 2014 Çarşamba

5.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
1.Cüz

1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 5.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 30-37

Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeh(halîfeten), kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâ(dimâe), ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn(tâ’lemûne).

Ve demişti senin Rabbin meleklere: "Muhakkak ki ben kılan, yapan, yapacak olan yeryüzünde (bir) halife." (Melekler de) Dediler "Kılacak mısın, yapacak mısın orada kimse, kişi (birisi); fesat çıkarır, bozgunculuk yapar, orada ve (kan) akıtır, (kan) döker kan. Ve biz tesbih ediyoruz, yüceltiyoruz seni hamd ile, hamdinle ve takdis ediyoruz, mukaddes seni." (Rabbin de) Dedi "Muhakkak ki ben bilirim sizin bilmediğiniz şeyleri."

Ve alleme âdemel esmâe kullehâ summe aradahum alel melâiketi fe kâle enbiûnî bi esmâi hâulâi in kuntum sadikîn(sadikîne).

Ve (Allah), öğretti Âdem'e (kendisinin) isimlerinin (evet) onun hepsini. Sonra onlara arz etti meleklere: O zaman, öyleyse, haydi dedi: "Bana haber verin isimleri ile bunları, eğer siz iseniz sadıklar, doğru söyleyenler."

Kâlû subhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke entel alîmul hakîm(hakîmu).

(Melekler) Dediler: "Sen sübhansın, Seni tenzih ederiz." Yoktur, değil, olmaz ilim, bilgi bizim şeyden başka, sadece sen (in) bize öğrettiğin. Muhakkak ki sen (evet) sen (Alîm'sin) en iyi bilensin, (Hakîm'sin) hüküm ve hikmet sahibisin."

Kâle yâ âdemu enbi’hum bi esmâihim, fe lemmâ enbeehum bi esmâihim, kâle e lem ekul lekum innî a’lemu gaybes semâvâti vel ardı ve a’lemu mâ tubdûne ve mâ kuntum tektumûn(tektumûne).

(Allah) Dedi: "Ey Âdem! Onlara haber ver, bildir, O'nun (Allah'ın) isimleriyle." Olunca, olduğu zaman (Âdem) onlara haber verdi, bildirdi O'nun (Allah'ın) isimleriyle. (Allah, Meleklere) Dedi: "Olmaz mı, olmadı mı? Ben derim, söylerim sizin (için), size muhakkak ki ben bilirim gaybı, bilinmeyeni, semaları, gökleri ve arzı, yeryüzünü. Ve ben bilirim şey (hani) açıklıyorsunuz (ya) ve şeyi, şeyleri siz oldunuz (içinizde) gizliyorsunuz (saklıyorsunuz).

Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ vestekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne).

Ve o zaman, olduğu zaman biz dedik (ki) meleklere: "Secde edin Âdem'e." O zaman, (melekler) hemen secde ettiler, hariç, başka İblis'den (ümitsizliğe düşen, Allah'ın rahmetini dilemiyen). (İblis) Çekindi, kaçındı, direndi ve kibirlendi, büyüklendi. Ve oldu kâfirlerden.

Ve kulnâ yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete ve kulâ minhâ ragaden haysu şi’tumâz ve lâ takrabâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).

Ve biz dedik (ki): "Ey Âdem! İskam olun, oturun, yerleşin sen ve senin eşin cennette. Ve ikiniz yeyin ondan (oradaki yiyeceklerden) bol bol yerden dilediniz (sen ve eşin). Ve yaklaşmayın (ikiniz) bu ağaca o zaman, o taktirde, aksi halde, yoksa siz (ikiniz) olursunuz zalimlerden.

Fe ezellehumâş şeytânu anhâ fe ahrecehumâ mimmâ kânâ fîh(fîhi), ve kulnâhbitû ba’dukum li ba’din aduvv(aduvvun), ve lekum fîl ardı mustekarrun ve metâun ilâ hîn(hînin).

O zaman, fakat onları (o ikisini) kaydırdı (ayağını) şeytan ondan, oradan. Artık, böylece onları (ikisinide) çıkardı şeyden (ni'metten) ikisi oldular içinden. Ve biz dedik "(İkiniz) İnin (dünyaya) sizin bazınızı için bazınıza düşmanlar. Ve sizin için içinde arzda, yeryüzüde kararlaştırılmışolan, karar kılma,karar kılınan (yer). Ve meta, geçinme, maişetini temin etme kadar belli bir zamana.

Fe telekkâ âdemu min rabbihî kelimâtin fe tâbe aleyh(aleyhi), innehu huvet tevvâbur rahîm(rahîmu).

O zaman, sonra telâkki etti, aldı, öğrendi Âdem, Rabbinden kelimeleri (ve Rabbine tövbe etti.). Böylece (Allah) onun tövbesini kabul etti. Muhakkak ki o, çünkü o (evet) O (yani Allah); tövbeleri kabul edendir (Tevvab'tır), Rahim esmasıyla tecelli edendir, Rahmet nuru gönderenir (Rahîm'dir).

5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder