29 Ekim 2014 Çarşamba

7.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
1.Cüz

1.Fâtiha Suresi 1.(7)Ayet'den 2.Bakara Suresi 141.(286)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 1.Cuz 7.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 49-57

Ve iz necceynâkum min âli fir’avne yesûmûnekum sûel azâbi yuzebbihûne ebnâekum ve yestahyûne nisâekum ve fî zâlikum belâun min rabbikum azîm(azîmun).

Ve olduğu zaman, olmuştu sizi biz kurtardık firavun ailesinden size tattırıyorlardı, yapıyorlardı kötü (bir) azap. Boğazlıyorlardı, öldürüyorlardı sizin oğullarınızı ve sağ bırakıyorlardı sizin kadınlarınızı. Ve bunda vardır (bir) belâ, imtihan sizin Rabbinizden (size) azîm, büyük (olandır).

Ve iz faraknâ bikumul bahre fe enceynâkum ve agraknâ âle fir’avne ve entum tenzurûn(tenzurûne).

Ve olduğu zaman, olmuştu biz ayırdık, yardık size, sizin için denizi. Böylece biz sizi kurtardık ve biz boğduk firavun ailesini. Ve siz (bunu, buna) bakıyorsunuz, görüyorsunuz.

Ve iz vâadnâ mûsâ erbaîne leyleten summettehaztumul icle min ba’dihî ve entum zâlimûn(zâlimûne).

Ve o zaman biz vaadettik Musa'ya (Tur dağı'nda) kırk gece (beraberlik). Sonra siz edindiniz (Samiri'nin altından yaptığı) buzağıyı (tanrı). Ondan sonra ve siz zalimlersiniz, haksızlık edenlersiniz.

Summe afevnâ ankum min ba’di zâlike leallekum teşkurûn(teşkurûne).

Sonra biz affettik sizden sonradanbu (buzağıyı ilâh edinmenin). Umulur ki böylece siz şükredersiniz. َ

Ve iz âteynâ mûsâl kitâbe vel furkâne leallekum tehtedûn(tehtedûne).

Ve biz vermiştik Musa (a.s)'a kitap ve  furkan, hakkı bâtıldan ayırma, idrak etme. Umulur ki siz böylece diye hidayete erersiniz.

Ve iz kâle mûsâ li kavmihî yâ kavmi innekum zalemtum enfusekum bittihâzikumul icle fe tûbû ilâ bâriikum faktulû enfusekum zâlikum hayrun lekum inde bâriikum fe tâbe aleykum innehu huvet tevvâbur rahîm(rahîmu).

Ve demişti Musa (a.s) kendi kavmine: "Ey kavmim! Hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz zulmettiniz nefsleriniz, kendiniz edinmeniz ile, edinerek buzağıyı (İlah). Artık, hemen tövbe edin O'na (Allah'a) sizin yaratıcınıza. O zaman, o halde, artık öldürün kendi nefslerinizi, kendi kendinizi, birbirinizi. İşte bu hayırlıdır, daha hayırlıdır sizin için, size göre yanında, katında sizin Yaratıcınızın." Böylece (Allah) sizin tövbenizi kabul etti. Muhakkak ki o, hiç şüphesiz o (evet) O (Allah) tövbeleri kabul eden (ve) Rahîm olan, Rahmet nuru gönderen, Rahîm esmasıyla tecelli edendir.

Ve iz kultum yâ mûsâ len nu’mine leke hattâ nerallâhe cehreten fe ehazetkumus sâikatu ve entum tenzurûn(tenzurûne).

Ve olmuştu, olduğu zaman siz dediniz: "Ya, ey Musa! Biz asla inanmayız sana olana kadar, olmadıkça biz görürüz Allah'ı açıkça." O zaman, bunun üzerine sizi aldı, yakaladı (bir) yıldırım. Ve siz (buna) bakıyorsunuz, görüyorsunuz.

Summe beasnâkum min ba’di mevtikum leallekum teşkurûn(teşkurûne).

Sonra sizi dirilttik den sonra, daha sonra sizin ölümünüzden. Umulur ki böylece siz,belki siz şükredersiniz.

Ve zallelnâ aleykumul gamâme ve enzelnâ aleykumul menne ves selvâ kulû min tayyibâti mâ razaknâkum ve mâ zalemûnâ ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).

Ve gölgeledik, gölge yaptık sizin üzerinize bulutu. Ve biz indirdik sizin üzerinize kudret helvasını ve bıldırcını. Yeyin ondan temiz olanlar, helâl olanlar şey(ler)den sizi rızıklandırdık (ya). Ve bize zulmetmediler ve lâkin, fakat oldular kendi nefslerine, kendilerine zulmediyorlar(dı).

5 Eylül-18 Ekim 2014 Cuma-Cumartesi

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder