Kur'an-ı Kerim
2.Cüz
2.Bakara Suresi 142.(286)Ayet'den 2.Bakara Suresi 252.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 2.Cuz 22.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 146-153
Ellezîne âteynâhumul kitâbe ya’rifûnehu kemâ ya’rifûne ebnâehum ve inne ferîkan minhum le yektumûnel hakka ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).
O kimseler, onlar (evet Biz) onlara verdik, getirdik kitap. O'nu (Hz.Muhammed s.a.v.'i) tanırlar, bilirler, gibi tanırlar, bilirler (ya) oğullarını (öyle). Ve hiç şüphesiz, muhakkak ki bir fırka, bir grup onlardan elbette, mutlaka gizlerler hakkı. Ve onlar biliyorlar (bunu).
El hakku min rabbike fe lâ tekûnenne minel mumterîn(mumterîne).
Hak, gerçek senin Rabbinden(dir). Artık, bundan sonra sakın olma şüphe edenlerden!
Ve li kullin vichetun huve muvellîhâ festebikûl hayrât(hayrâti), eyne mâ tekûnû ye’ti bikumullâhu cemîâ(cemîan), innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Ve herkes için (Ümmetlerin) vardır vech, cihet, yön o ona yönelinen (yer). O zaman, artık yarışın, yarış edin hayırlar(da). Her nerede olursunuz sizi getirir Allah hepsi, topluca, biraraya. Muhakkak ki Allah herşeye kaadirdir.
Ve min haysu harecte fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve innehu lel hakku min rabbik(rabbike), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
Ve neresi(n)den sen çıktın,o zaman dön, çevir (namazda) yüzünü yön, taraf Mescid-i Haram. Ve hiç şüphesiz o, muhakkak ki o elbette, mutlaka hak senin Rabbinden(dir). Ve değildir Allah gâfil (habersiz) şey(ler)den yapıyorsunuz (ya).
Ve min haysu harecte fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve haysu mâ kuntum fe vellûvucûhekum şatrahu li ellâ yekûne lin nâsi aleykum hucceh(huccetun), illellezîne zalemû minhum fe lâ tahşevhum vahşevnî ve li utimme ni’metî aleykum ve leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve neresi(n)den sen çıktın o zaman dön, çevir (namazda) yüzünü yön, taraf Mescid-i Haram. Ve nerede siz oldunuz (bulundunuz), o zaman, hemen dönün, çevirin yüzlerinizi onun tarafına, o tarafa, olmaması için insanlara, insanların sizin üzerinize, size (aleyhinizde kullanabilecekleri) hüccet, delil. Ancak, hariç o kimseler, onlar zulmettiler onlardan artık, o zaman (evet) onlardan korkmayın, benden korkun. Ve tamamlamam için ni'metimi size, sizin üzerinize. Ve umulur ki siz, böylece siz hidayete erersiniz.
Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).
Gibi, olduğu gibi, öyle ki, nitekim biz gönderdik sizin içinizde bir resûl, elçi (Peygamber) sizden, okur size bizim âyetlerimiz(i), ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) eder (etsin), ve size öğretir Kitap'ı (Kur'an-ı Kerim'i), ve hikmeti (öğretir), ve size (hikmetin de ötesinde) öğretir şeyler sizin bilmediğiniz.
Fezkurûnî ezkurkum veşkurû lî ve lâ tekfurûn(tekfurûni).
O halde, öyle ise Beni zikredin Ben sizi zikrederim (zikredeyim). Ve şükredin Bana. Ve Beni inkâr etmeyin (ni'metlerimi inkâr edip küfürde olmayın).
Yâ eyyuhâllezîne âmenustainû bis sabri ves salât(salâti), innallâhe meas sâbirîn(sâbirîne).
Ey o kimseler, onlar âmenû olanlar, îmân edenler (Allah'a ulaşmayı dileyenler)! İstiane (Allah'tan istenen özel yardım, mürşidin istenmesi) ile sabır, ve namaz. Muhakkak ki, hiç şüphesiz ki Allah, beraber(dir) sabredenler(le).
21 Ekim-29 Kasım 2014 Salı-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder