1 Aralık 2014 Pazartesi

39.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
2.Cüz

2.Bakara Suresi 142.(286)Ayet'den 2.Bakara Suresi 252.(286)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 2.Cuz 39.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 246-248

E lem tera ilel melei min benî isrâîle min ba’di mûsâ, iz kâlû li nebiyyin lehumub’as lenâ meliken nukâtil fî sebîlillâh(sebîlillâhi), kâle hel aseytum in kutibe aleykumul kıtâlu ellâ tukâtil(tukâtilû), kâlû ve mâ lenâ ellâ nukâtile fî sebîlillâhi ve kad uhricnâ min diyârinâ ve ebnâinâ fe lemmâ kutibe aleyhimul kıtâlu tevellev illâ kalîlen minhum vallâhu alîmun biz zâlimîn(zâlimîne).

Görmedin mi ileri gelenleri, eşrafı İsrailoğulları'ndan, (Hz.) Musa'dan sonra? Demişlerdi Peygamber(lerin)e onların: "Baas et, görevli kıl bizim için, bize melik(i), hükümdar(ı) (da) savaşalım Allah'ın yolunda." (O Peygamber de) Dedi (ki): "Sizden umulur mu, sizin yazılırsa, farz kılınırsa sizin üzerinize, size savaş savaşmazsınız." (İleri gelenler) Dediler: "Ve yoktur, olmaz (olamaz) bizim için savaşmamamız Allah'ın yolunda? Ve olmuştu biz çıkarıldık diyarımızdan, yurdumuzdan, ve oğullarımız (arasından, içinden, yanından)." Artık, fakat ..... olduğu zaman yazıldı, farz kılındı onların üzerine, onlara savaş yüz çevirdiler, hariç az(ı), pek az(ı) onlardan. Ve Allah, en iyi bilen(dir) (Alîm'dir) zalimleri, haksızlık edenleri.

Ve kâle lehum nebiyyuhum innallâhe kad bease lekum tâlûtemelikâ(meliken), kâlû ennâ yekûnu lehul mulku aleynâ ve nahnu ehakku bil mulki minhu ve lem yu’te seaten minel mâl(mâli), kâle innallâhestafâhu aleykum ve zâdehu bestaten fîl ilmi vel cism(cismi), vallâhu yu’tî mulkehu men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).

Ve dedi (ki) onlara onların Peygamber'i: "Muhakkak ki Allah, olmuştu beas etti, görevli kıldı sizin için, size Talut(u) melik (hükümdar) olarak." Dediler (ki): "Nasıl (olur), (evet) olur onun melik(liği), hükümdar(lığı) bizim üzerimize, bize? Ve biz daha çok hak sahibibi(yiz) (daha çok layıkız) melik(lik)e, hükümdar(lık)a ondan. Ve (de) verilmedi genişlik, (servetçe) bolluk maldan, varlıktan." (Peygamber de) Dedi (ki): "Muhakkak ki Allah onu (melik, hükümdar) seçti sizin üzerinize, ve ona artırdı genişlik, kuvvet, üstünlük ilimde, bilgide, ve cisim(inin) (vücutunun)." Ve Allah, verir mülkünü dilediği kimse(ye). Ve Allah, Vâsi'dir (ihatası geniş olan, Rahmeti ve İlmi herşeyi ihata eder), Alîm'dir (en iyi bilendir).

Ve kâle lehum nebiyyuhum inne âyete mulkihî en ye’tiyekumut tâbûtu fîhi sekînetun min rabbikum ve bakiyyetun mimmâ terake âlu mûsâ ve âlu hârûne tahmiluhul melâikeh(melâiketu), inne fî zâlike le âyeten lekum in kuntum mu’minîn(mu’minîne).

Ve dedi (ki) onlara onların Peygamber'i: "Muhakkak ki, şüphesiz âyet(i), mucize(si), belge(si), delil(i) onun melikliği(nin), size gelmesi tabut, (tahta) sandık onun içinde vardır sekînet, huzur, ferahlık Rabbinizden, ve bakiye, kalanlar şeylerden terketti, bıraktı (Hz.) Musa ailesi(nin), ve (Hz.) Harun ailesi(nin), onu (tabutu, tahta sandığı) taşıyacaklar melekler(dir). Muhakkak ki, şüphesiz içinde, de vardır, bu mutlaka âyet, delil, kanıt sizin için, eğer siz iseniz mü'minler."

21 Ekim-29 Kasım 2014 Salı-Cumartesi

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder