1 Aralık 2014 Pazartesi

38.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
2.Cüz

2.Bakara Suresi 142.(286)Ayet'den 2.Bakara Suresi 252.(286)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 2.Cuz 38.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 238-245

Hâfizû alâs salavâti ves salâtil vustâ ve kûmû lillâhi kânitîn(kânitîne).

Hâfîz (olun), koruyucu, gözetici olun üzerine (bu namaza kesintisiz devam edin) salavât(a), mürşide ulaştıktan sonra, müridin nefsinin kalbine girmeye başlayan Allah'tan gelen 3. nur (ilk ikisi rahmet ve fazldır), (namazlara), ve salât-ı vusta(ya), en efdal, faziletli, en üstün, tavassut. Ve kalkın kıyam durun, Allah'a, Allah için kânitîn (olun), Allah'ın huzurunda huşû içinde ve saygı ile uzun süre durun!

Fe in hıftum fe ricâlen ev rukbânâ(rukbânen), fe izâ emintum, fezkurûllâhe kemâ allemekum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).

Fakat eğer (hayatî bir tehlikeden) korktunuz ise artık, o zaman (yaya) yürürken, veya binekte iken (namazınızı kılınız). Artık, nihayet emniyette olduğunuz (zaman), artık zikredin Allah'ı, gibi, o şekilde size öğretti(ği) şeyler olmadı(ğı)nı biliyorsunuz (Allah'ı nasıl zikredeceğinizi).

Vellezîne yuteveffevne minkum ve yezerûne ezvâcâ(ezvâcen), vasıyyeten li ezvâcihim metâan ilel havli gayre ıhrâc(ıhrâcın), fe in harecne fe lâ cunâha aleykum fî mâ fealne fî enfusihinne min ma’rûf(ma’rûfin), vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).

Ve o kimseler, onlar vefat ettirilir(en) sizde(n), ve geriye bırakılır(ların) eşler, vasiyet olarak onların eşlerine, metalandırma (geçimini sağlama) bir seneye kadar (yurtlarından, yerlerinden, evlerinden, barınaklarından vs...) çıkarılmaksızın. Artık, buna rağmen eğer (eşleri, kendi arzularıyla evlerinden) çıkar(lar)sa, artık, o zaman günah yoktur sizin üzerinize, size, yaptıkları şeylerde (ma'rufla, örf ve adete uygun olarak) kendi nefslerinde, kendi kendine, kendilerinde. Ve Allah, Azîz'dir(üstündür), Hakîm'dir (hüküm sahibidir, hikmet sahibidir).

Ve lil mutallakâti metâun bil ma’rûf(ma’rûfi) hakkan alel muttekîn(muttekîne).

Ve boşanmış kadınlar(ın), meta, faydalanılan eşya, mal vs ma'rufla, iyilikle, örf ve adete uygun (olarak), hak(tır) (borçtur) üzerine takva sahipleri(nin).

Kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum ta’kılûn(ta’kılûne).

İşte böyle beyan ediyor, açıklıyor Allah sizin için, sizeq kendi âyetler(ini). Umulur ki böylece siz akıl edersiniz.

E lem tera ilellezîne haracû min diyârihim ve hum ulûfun hazaral mevti, fe kâle lehumullâhu mûtû summe innallâhe le zû fadlin alen nâsi ve lâkinne ekseren nâsi lâ yeşkurûn(yeşkurûne).

Görmedin mi o kimseleri, onları çıktılar kendi diyarlarından, yurtlarından, ve onlar binlerce(siydi) korku(yorlardı) ölü(mden)? O zaman, halbuki, oysa dedi (ki) onlara Allah: "Ölün." (Böylece öldüler). Sonra (da) onları diriltti. Muhakkak ki Allah, mutlaka, elbette sahip(idir) fazl(ın), fazl nuru(nun) insanlar üzerine. Ve lâkin, fakat daha çok, çoğu insanlar(ın) şükretmiyorlar.

Ve kâtilû fî sebîlillâhi va’lemû ennallâhe semîun alîm(alîmun).

Ve savaşın Allah'ın yolunda. Ve bilin Allah'ın ..... olduğunu Sem'î (en iyi işiten), Alîm (en iyi bilen).

Menzellezî yukridullâhe kardan hasenen fe yudâifehu lehû ed’âfen kesîrah(kesîraten), vallâhu yakbidu ve yebsut(yebsutu) ve ileyhi turceûn(turceûne).

Kim o kimse ki sahip, o ki sahip, yapan borç verir(se) Allah(a) kredi, borç güzel, artık, o taktirde, o (verdiği) artırılır, o (verdiği) ödenir, (verdiği) verilir ona (kendisine) kat kat çok olarak, çoğaltılarak. Ve Allah, (ilâhi kanun gereği kişinin rızkını) daraltır, ve genişletir. Ve O'na döndürüleceksiniz.

21 Ekim-29 Kasım 2014 Salı-Cumartesi

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder