1 Aralık 2014 Pazartesi

25.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
2.Cüz

2.Bakara Suresi 142.(286)Ayet'den 2.Bakara Suresi 252.(286)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 2.Cuz 25.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 170-176

Ve izâ kîle lehumuttebiû mâ enzelallâhu kâlû bel nettebiu mâ elfeynâ aleyhi âbâenâ e ve lev kâne âbâuhum lâ ya’kılûne şey’en ve lâ yehtedûn(yehtedûne).

Ve denildiği zaman, denildiğinde onlara: "Tâbî olun indirdiği şey(e), indirdiğine Allah(ın)." Dediler (ki): "Hayır, biz tâbî oluruz şey(e) (yola) biz bulduk onun üzerinde, ona babalarımız(ı), atalarımız(ı)." Mı ve şâyet, ise oldu, idi onların babaları, ataları akıl etmiyorlar bir şey? Ve hidayete ermezler.

Ve meselullezîne keferû ke meselillezî yen’ıku bi mâ lâ yesmeû illâ duâen ve nidââ(nidâen), summun bukmun umyun fe hum lâ ya’kılûn(ya’kılûne).

Ve örneği, misali, durumu, hali o kimseler, onlar inkâr ettiler, kâfir oldular, gibi(dir) örneği, misali, durumu, hali o kimse, ki o bağırır, haykır bu yüzden, bu sebeple işitmez (anlamaz) (on)dan başka çağırarak ve bağırarak. (Onlar) Sağır, dilsiz (ve) âmâ(dırlar), kör(dürler). Artık, bu yüzden onlar akıl etmezler (idrak etmezler).

Yâ eyyuhâllezîne âmenû kulû min tayyibâti mâ razaknâkum veşkurû lillâhi in kuntum iyyâhu ta’budûn(ta’budûne).

Ey o kimseler, onlar âmenû oldular (Allah'a ulaşmayı dilediler), îmân ettiler! Yeyın temiz, helâl olanlardan sizi rızıklandırdığımız şeyler(den). Ve şükredin Allah'a eğer siz, ...seniz, olduysanız sadece O'na kul olursunuz. 

İnnemâ harrame aleykumul meytete ved deme ve lahmel hınzîri ve mâ uhille bihî li gayrillâh(gayrillâhi), fe menidturra gayra bâgin ve lâ âdin fe lâ isme aleyh(aleyhi), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).

Ancak, sadece, fakat haram kıldı şizin üzerinize, size ölü(yü) (hayvanı), ve kan(ı), ve et(ini) domuz. Ve helâl kılmadı onu Allah'tan başkası için (putlar ve şahıslar adına kesilen hayvanı). Artık, fakat, ama kim zarurette, zor durumda kaldı, dışında, başka, olmaksızın hakka tecavüz ederek (etmeksizin, saldırmadan), ve haddi (zaruret miktarını) aşmayarak, o taktirde günah yoktur onun üzerine, ona. Muhakkak ki Allah Gafûr'dur (mağfiret edendir), Rahîm'dir (rahmet edendir, rahmet nurunun sahibidir).

İnnellezîne yektumûne mâ enzelallâhu minel kitâbî ve yeşterûne bihî semenen kalîlen, ulâike mâ ye’kulûne fî butûnihim illen nâre ve lâ yukellimuhumullâhu yevmel kıyâmeti ve lâ yuzekkîhim, ve lehum azâbun elîm(elîmun).

Muhakkak (ki) o kimseler, onlar, ketmederler, gizlerler şey(leri) indirdi (ya) Allah Kitap'tan, ve satıyorlar onu bedel(le), ücret(le), değer(le) az (bir). İşte onlar(ın) şey(ler) (hani) yiyorlar (rüşveti),içinde (onların} karınları(nın) ancak, sadece, başka ateş'den. Ve onlarla konuşmaz, Allah kıyâmet günü(nde), ve onları tezkiye etmez, (temize çıkarmaz, temizlemez). Ve onlar için, onlara (vardır) azap (acıklı) elîm (bir).

Ulâikellezîneşteravud dalâlete bil hudâ vel azâbe bil magfireh(magfireti), fe mâ asberehum alen nâr(nâri).

İşte onlar ki ..... yapanlar satın aldılar dalâleti hidayet ile, ve azap(ında) mağfiret ile (günahın sevaba çevrilmesi, Allah tarafından bağışlanması). Şey, ne, nedir onları sabırlı yaptı (yapan) ateşe karşı?

Zâlike bi ennellâhe nezzelel kitâbe bil hakk(hakkı), ve innellezînahtelefû fîl kitâbi le fî şikâkin baîd(baîdin).

İşte bu (azap), sebebi ile(dir) Allah(ın) indirdi (indirmişti) Kitap(ı) hak ile. Ve muhakkak ki onlar ihtilâfa, ayrılığa düştüler Kitap'ta (hakkında), elbette, mutlaka ayrılık içinde(dirler) uzak (bir).

21 Ekim-29 Kasım 2014 Salı-Cumartesi

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder