Kur'an-ı Kerim
2.Cüz
2.Bakara Suresi 142.(286)Ayet'den 2.Bakara Suresi 252.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 2.Cuz 31.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 203-210
Vezkurûllâhe fî eyyâmin ma’dûdât(ma’dûdâtin), fe men teaccele fî yevmeyni fe lâ isme aleyh(aleyhi), ve men teahhara fe lâ isme aleyhi, li menittekâ vettekûllâhe va’lemû ennekum ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).
Ve (tekbir ile) zikredin Allah(ı) günlerde adetli, sayılmış, sayılı. Fakat, artık, bundan sonra kim, acele eder(se) içinde iki gün(ün) (Mina'dan dönmek için), fakat, artık, bundan sonra bir günah (vebal) yoktur onun üzerine, ona. Ve kim (de) tehir ederse (gecikirse, geride kalırsa), artık, bundan sonra, o taktirde (de) bir günah (vebal) yoktur onun üzerine, ona. (Tabii bu) İçin(dir) kimse(ler) takva sahibi oldu (olan). Ve takva sahibi olun Allah(a) (karşı). Ve bilin (ki), sizin ..... olduğunuzu O'na (Allah'a) haşrolunacaksınız (huzurunda toplanacaksınız)!
Ve minen nâsi men yu’cibuke kavluhu fîl hayâtid dunyâ ve yuşhidullâhe alâ mâ fî kalbihî, ve huve eleddul hısâm(hısâmi).
Ve insanlardan (vardır), kim, kimse(ler), kişi(ler) (ey Muhammed) seni hoşnut eder, (ey Muhammed) senin hoşuna gider onun sözü dünya hayatında. Ve Allah'ı şahit tutar, üzerine, ... a şey içinde, ... de (olan) onun kalbi(nde), (halbuki bir bilse) ve O, çok şiddetli, amansız, azılı düşman hasım'dır (düşmandır).
Ve izâ tevellâ seâ fîl ardı li yufside fîhâ ve yuhlikel harse ven nesl(nesle), vallâhu lâ yuhıbbul fesâd(fesâda).
Ve o zaman, olduğu zaman döndü (gittiği), çalıştı yeryüzünde fesat (bozgunculuk) çıkarmak için orada, ve helâk edilmesi (yok edilmesi) ekinler(in), ve nesil(in). Ve Allah sevmez fesat'ı (bozgunculuğu).
Ve izâ kîle lehuttekıllâhe ehazethul izzetu bil ismi fe hasbuhu cehennem(cehennemu), ve le bi’sel mihâd(mihâdu).
Ve o zaman, olduğu zaman denildi(ği) ona (zalim insana): "Takva sahibi ol Allah(a) (karşı)." Onu (zalim insanı) alır, tutar (mani olur ve onu günaha sürükler) izzet, üstünlük (nefsin gururu) günaha, günah günahla). O zaman, o taktirde onun (zalim insanın) hasbu(dur), ona (zalim insana) kâfi gelen(dir), ona(dır) (zalim insanadır) cehennem, ve elbette, gerçekten kötü (bir) yatak(tır), döşek(tir) (orası).
Ve minen nâsi men yeşrî nefsehubtigâe mardâtillâh(mardâtillâhi), vallâhu raûfun bil ıbâd(ıbâdi).
Ve insanlardan, kim, kişi, kimse(ler) satar(sa) kendi nefsini aradı(lar), istedi(ler), diledi(ler) Allah'ın rızasını (Allah'ın rızası karşılığında). Ve Allah, Raûf'tur (çok şefkatlidir) kullarına.
Yâ eyyuhâllezîne âmenûdhulû fîs silmi kâffeh(kâffeten), ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun).
Ey o kimseler, onlar âmenû oldular (Allah'a ulaşmayı dilediler) îmân ettiler! Girin silm'e, teslime (ruhu, vechi, nefsi ve iradeyi Allah'a teslim etmeye) topluca, hepiniz! Ve tâbî olmayın, uymayın adımlar(ına), ayak izleri(ne) şeytan(ın). Muhakkak ki o, çünkü o, sizin için, size düşman(dır) apaçık (bir).
Fe in zeleltum min ba’di mâ câetkumul beyyinâtu fa’lemû ennallâhe azîzun hakîm(hakîmun).
O zaman, o taktirde, fakat, hâlâ eğer (Allah'a ulaştıran yoldan) ayağınızı kaydırırsanız, saparsanız sonradan size gelen şey(den) beyyineler(den), açık deliller(den), açık(layıcı), o zaman, öyleyse, o taktirde biliniz (ki), bilin (ki) Allah'ın ..... olduğu(nu) Azîz (üstün), Hakîm (hüküm ve hikmet sahibi)!
Hel yenzurûne illâ en ye’tiyehumullâhu fî zulelin minel gamâmi vel melâiketu ve kudiyel emr(emru), ve ilâllâhi turceul umûr(umûru).
Mı bakıyorlar, gözlüyorlar, bekliyorlar illâ, mutlaka onlara gelmesi Allah(ın) gölgede, gölgeler içinde bulutlardan, ve melekler(in), ve bitirilmesi, yerine getirilmesi emir(in), iş(in)? Ve (halbu ki bilseler) Allah'a döndürülür (bütün) emirler, işler.
21 Ekim-29 Kasım 2014 Salı-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder