Kur'an-ı Kerim
2.Cüz
2.Bakara Suresi 142.(286)Ayet'den 2.Bakara Suresi 252.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 2.Cuz 29.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 191-196
Vaktulûhum haysu sekıftumûhum ve ahricûhum min haysu ahracûkum vel fitnetu eşeddu minel katli, ve lâ tukâtilûhum indel mescidil harâmi hattâ yukâtilûkum fîh(fîhî), fe in kâtelûkum faktulûhum kezâlike cezâul kâfirîn(kâfirîne).
Ve onları (size savaş açan kâfirleri), öldürün yer(de) onları (o kâfirleri) buldunuz, yakaladınız,tuttu(ğu)nuz. Ve (siz de) onları çıkarın yerden (Mekke'den) sizleri çıkardılar (ya). Ve fitne (çıkarmak),, daha şiddetli(dir), daha kuvvetli(dir), daha fena(dır) (birisini) öldürmekten. Ve (de) onları katletmeyin, onlarla savaşmayın, onları öldürmeyin yanında Mescid-i Haram(ın), oluncaya kadar, olmadıkça sizinle savaşırlar orada. Artık, bundan sonra, fakat eğer (Mescid-i Haramda) sizinle savaşırlarsa, öldürürlerse, katlederlerse o zaman, o taktirde, öyleyse (siz de) onları öldürün (onlarla savaşın). İşte böyle(dir) ceza(sı) kâfirler(in).
Fe inintehev fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Artık, bundan sonra eğer (inkârdan ve savaştan) vazgeçerlerse, o taktirde muhakkak ki Allah, Gafûr'dur (mağfiret edendir), Rahîm'dir (Rahmet nurunun sahibidir, Rahîm esmasıyla tecelli edendir).
Ve kâtilûhum hattâ lâ tekûne fitnetun ve yekûned dînu lillâh(lillâhi), fe inintehev fe lâ udvâne illâ alez zâlimîn(zâlimîne).
Ve onlarla savaşın (onları öldürün) oluncaya kadar; olmasın fıtne, ve olsun dîn Allah'a ait, Allah için. Artık, bundan sonra eğer vazgeçerlerse o zaman düşmanlık yoktur ancak, sadece, başka(sının) üzerine, ... e zalimlerden.
Eş şehrul harâmu biş şehril harâmi vel hurumâtu kısâs(kısâsun), fe meni’tedâ aleykum fa’tedû aleyhi bi misli ma’tedâ aleykum, vettekûllâhe va’lemû ennellâhe meal muttekîn(muttekîne).
Ay(ın) hürmetli, yasak, haram, ay ile(dir) hürmetli, yasak, haram. Ve ihtiram, hürmetler, yasaklar, haram- lar kısas, suçluya işlediği suçun karşılığı (vardır). O zaman, o halde kim ise zulmetti, hakka tecavüz etti, saldırdı size, o zaman, saldırın onun üzerine, ona misli kadar, onun gibi, onun kadar zulmettiler, hakka tecavüz ettikleri şey sizin üzerinize, size. Ve takva sahibi olun Allah'a karşı, ve bilin olduğunu Allah(ın) ile, beraber, birlikte takva sahipleri!
Ve enfikû fî sebîlillâhi ve lâ tulkû bi eydîkum ilet tehluketi, ve ahsinû, innallâhe yuhıbbul muhsinîn(muhsinîne).
Ve (mallarınızı) infâk edin, (başkalarına) verin Allah'ın yolunda! Ve atmayın (sizin) kendi ellerinizle (kendinizi, sizi) tehlikeye! Ve ahsen olun, Allah'ın hükümlerini sayın (bilin, dikkate alın, uygulayın, uyun)! Muhakkak ki Allah, sever muhsinler(i), ahsen olanlar(ı).
Ve etimmûl hacce vel umrete lillâh(lillâhi), fe in uhsirtum fe mesteysera minel hedyi ve lâ tahlikû ruûsekum hattâ yeblugal hedyu mahilleh(mahillehu), fe men kâne minkum marîdan ev bihî ezen min ra’sihî fe fidyetun min sıyâmin ev sadakatin ev nusuk(nusukin) fe izâ emintum, fe men temettea bil umreti ilel haccı fe mesteysera minel hedyi, fe men lem yecid fe sıyâmu selâseti eyyâmin fîl haccı ve seb’atin izâ reca’tum tilke aşaratun kâmileh(kâmiletun), zâlike li men lem yekun ehluhu hâdırıl mescidil harâm(harâmi), vettekûllâhe va’lemû ennellâhe şedîdul ikâb(ikâbi).
Ve tamamlayın hac(cı), ve umre(yi) Allah için. Fakat eğer (elinizde olmayan bir nedenle) engellendiniz, o zaman, o taktirde kolay gelen şey kurbandan (gönderin). Ve traş etmeyin başlarınızı oluncaya kadar ulaşır, erişir kurban (kesim) mahalline, kendi yerine. Fakat kim oldu sizden hasta, veya onunla eza(sı), ağrı(sı) (kendi) başından, (ve bundan dolayı kurban yerine varmadan önce traş olmak zorunda kalan), o zaman, bu durumda fidye (gerekir) oruçtan, veya sadaka(dan), veya kurban(dan) (birisiyle vermek). Artık emin olduğunuz (gùvene kavuştuğunuz) zaman o taktirde, o zaman kim, faydalanır, yararlanır umre ile, umreden hacca kadar, o taktirde, o zaman şey kolayına gelen kurbandan (keserse). Artık, fakat kim, kimse, kişi bulamadı o zaman, artık oruç (tutsunlar), üç(ü) günler hacda, ve yedi(si) (evinize) döndüğünüz zaman(dır), bu (da) on(dur) tamamı. İşte bu, bu, kimse(ler) için(dir) olmayan (oturmayan, yaşamayan) onun ailesi hazır olan, bulunan Mescid-i Haram(da). Ve Allah'a karşı takva sahibi olun. Ve bilin (ki) Allah'ın ..... olduğu(nu) şiddetli(dir) ceza(sı) (ikâbı).
21 Ekim-29 Kasım 2014 Salı-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder