Kur'an-ı Kerim
2.Cüz
2.Bakara Suresi 142.(286)Ayet'den 2.Bakara Suresi 252.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 2.Cuz 32.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 211-215
Sel benî isrâîle kem âteynâhum min âyetin beyyineh(beyyinetin), ve men yubeddil ni’metallâhi min ba’di mâ câethu fe innallâhe şedîdul ikâb(ikâbi).
Sor İsrailoğulları(na) kaç tane, nice onlara verdik açıklanmış âyetten, mucizeden (delilden). Ve kim, değiştirir(se) Allah'ın ni'meti(ni) sonra, sonradan ona gelen şey (açık âyetler) artık, bundan sonra, o taktirde muhakkak ki Allah, şiddetli(dir) ikabı (cezası).
Zuyyine lillezîne keferûl hayâtud dunyâ ve yesharûne minellezîne âmenû, vellezînettekav fevkahum yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), vallâhu yerzuku men yeşâu bi gayrihisâb(hisâbin).
Süslendi, müzeyyen kılındı o kimselere, onlara inkâr ettiler (ya), dünya hayatı, ve (onlar) alay ediyorlar(dı) (fakir olanları küçümsüyorlardı), o kimselerden, onlardan âmenû oldular (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dilediler), îmân ettiler (bir kısmı ile). Ve (halbu ki bir bilseler) o kimseler, onlar takva sahibi oldular, onların üstünde(dir) (onlardan üstündedir) kıyâmet günü(nde). Ve Allah, rızıklandırır dilediği kimseyi hesapsız.
Kânen nâsu ummeten vâhıdeten fe beasallâhun nebiyyîne mubeşşirîne ve munzirîne, ve enzele meahumul kitâbe bil hakkı li yahkume beynen nâsi fî mâhtelefû fîh(fîhi), ve mâhtelefe fîhi illellezîne ûtûhu min ba’di mâ câethumul beyyinâtu bagyen beynehum, fe hedâllâhullezîne âmenû li mâhtelefû fîhi minel hakkı bi iznih(iznihî), vallâhu yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Oldu, idi insanlar ümmet, topluluk bir, tek, bir tek. O zaman, sonra beas etti, hayata getirdi, gönderdi Allah, peygamberler, müjdeleyiciler, ve uyarıcılar. Ve indirdi onlarla birlikte, beraber, yanında Kitap, hak ile hükmetmeleri için, hükmetsin diye arasında insanlar şey hakkında, ihtilâf ettiler, ayrılığa düştüler onun hakkında. Ve ihtilâf ettikleri, ayrılığa düştükleri şey(in) (evet) onun hakkında, sadece, ancak o kimseler ona (Kitap) verildi, sonradan onlara gelen şey (apaçık) beyyineler, belgeler düşmanlık, çekememezlik, haset (yüzünden) kendi aralarında(ki).O zaman, bu sebeple Allah hidayete erdirdi (ya) o kimseler, onlar âmenû oldular (Allah'a ulaşmayı dilediler), îmân ettiler ihtilâf ettikleri, ayrılığa düştükleri şey (hidayet) için onun hakkında haktan(dır), O'nun (Allah'ın) izni ile(dir). Ve Allah hidayet eder, ulaştırır, iletir dilediği kimseyi Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ulaştıran yola).
Em hasibtum en tedhulûl cennete ve lemmâ ye’tikum meselullezîne halev min kablikum messethumul be’sâu ved darrâu ve zulzilû hattâ yekûler resûlu vellezîne âmenû meahu metâ nasrullâh(nasrullâhi), e lâ inne nasrallâhi karîb(karîbun).
Yoksa zan mı ettin kendinizden iz girmeniz(i) cennet(e), ve olmadıkça size gelir durum(lar), haller(işte o zaman), o kimseler, onlar gelip geçti(ler) sizden önce onlara dokundu, isabet etti, başına geldi? (O kadar) Şiddetli belâ, ve darlık, zarar, sıkıntı, felâket, ve sarsıldılar (ki), olacak kadar söyleyecek, diyecek resûl, ve o kimseler, onlar âmenû oldular(Allah'a ulaşmayı dilerse), îmân ettiler onun yanında(ki): "Ne zaman Allah'ın yardımı? Değil mi, (öyle) değil mi muhakkak ki, mutlaka Allah'ın yardımı yakın?
Yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne), kul mâ enfaktum min hayrin fe lil vâlideyni vel akrabîne vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîl(sebîli), ve mâ tef’alû min hayrin fe innallâhe bihî alîm(alîmun).
Sana (ey Muhammed) soruyorlar (Allah yolunda), ne, nasıl infâk ederler (Allah için verirler). De, söyle (ki): "Allah için infâk ettiğiniz, verdiğiniz şey hayırdan, hayır olarak işte o, anne-baba için, ve akrabalar, yakınlar, ve yetimler, ve miskinler, yoksullar, çalışamayacak (durumda olanlar), ve (yolda kalmış) yolcular. Ve yaptığınız şey, ne yaparsanız hayırdan, hayır olarak, o taktirde muhakkak ki Allah, onu en iyi bilen(dir)."
21 Ekim-29 Kasım 2014 Salı-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder