Kur'an-ı Kerim
2.Cüz
2.Bakara Suresi 142.(286)Ayet'den 2.Bakara Suresi 252.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 2.Cuz 23.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 154-163
Ve lâ tekûlû li men yuktelu fî sebîlillâhi emvât(emvâtun), bel ahyâun ve lâkin lâ teş’urûn(teş’urûne).
Ve demeyin, söylemeyin için kişi, kimse öldürülür Allah'ın yolunda "ölüler". Hayır (onlar) canlıdır, hayattadır, diridir. Ve lâkin, fakat (siz) şuurunda değilsiniz, (siz) farkında olmazsınız.
Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).
Ve elbette, mutlaka sizi imtihan ederiz bir şeyden korku, ve açlık, ve eksiklik mallardan, ve nefsler, ve semereler, ürünler. Ve müjdele sabredenler(i).
Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).
O kimseler, onlar olduğu zaman onlara isabet etti bir musîbet. Dediler (ki): "Muhakkak ki biz, hiç şüphesiz biz Allah için(iz), Allah'a ait(iz) (O'na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık). Ve muhakkak ki biz O'na dönecek (ulaşacak) olanlar(ız)."
Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne).
İşte onlar (dünya hayatında Allah'a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) (ki) onların üzerine(dir), onlara(dır) salâvât onların Rabbi(n)den, ve rahmet. Ve işte onlar (evet) onlar hidayete erenler(dir).
İnnes safâ vel mervete min şeâirillâh(şeâirillâhi), fe men haccel beyte evı’temera fe lâ cunâha aleyhi en yettavvefe bi himâ ve men tetavvaa hayran, fe innallâhe şâkirun alîm(alîmun).
Muhakkak (ki), hiç şüphesiz (ki) Mekke'de Safa, ve Mekke'de Merve'den, Allah'ın nişaneleri, alâmetleri, işaret ettiği yerler(i) '(ibadet yerlerini gösterir dîni) şiarlarındandır (işaretlerindendir)'. Artık kim hac yaptı beyt(i), ev(i) (Kâbe'yi), veya ziyaret yaptı, umre yaptı, Beytullah'ı ziyaret etti, o zaman, o taktirde, vebal yoktur, günah yoktur ona, onun üzerine tavaf etmek ikisini(de). Ve kim (de) tav'an, gönülden, nafile olarak (farz olmadığı halde) yapar bir hayır o zaman, o taktirde muhakkak Allah Şakir'dir (şükrün karşılığını mükâfat olarak verendir), (ve) Alîm'dir (hakkıyla bilendir, en iyi bilendir).
İnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbi, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne).
Muhakkak (ki), hiç şüphesiz (ki) o kimseler, onlar ketmederler, gizlerler şey(leri) biz indirdik (ya) beyyinelerden, deliller, mucizeler, ispat vasıtalarından, ve hidayet, ruhun ölmeden önce Allah'a ulaşması, Allah tarafından ulaştırılması sonradan şey(ler) biz onu açıkladık insanlar için Kitap'ta. İşte onlar (evet) Allah onlara lânet eder, ve onlara lânet eder lânet ediciler(de).
İllellezîne tâbû ve aslahû ve beyyenû fe ulâike etûbu aleyhim, ve enet tevvâbur rahîm(rahîmu).
Ancak, sadece o kimseler, onlar tövbe ettiler, ve ıslâh oldular (nefs tezkiyesi yaptılar), ve beyan ettiler, açıkladılar (hariç onlara lânet olunmaz). O zaman, o taktirde, işte onlar (evet) onların tövbelerini kabul ederim. Ve Ben Tevvâb'ım (tövbeleri çok kabul edenim), (ve) Rahîm'im (rahîm esması ile tecelli edenim, çok merhametli olanım).
İnnellezîne keferû ve mâtû ve hum kuffârun ulâike aleyhim la’netullâhi vel melâiketi ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).
Muhakkak (ki), hiç şüphesiz (ki) o kimseler, onlar gizlediler, küfrettiler, ve öldüler, ve onlar kâfirler(di). İşte onlar (evet) onların üzerine, onlara Allah'ın lâneti, ve melekler(in), ve insanlar(ın) hepsi(nin).
Hâlidîne fîhâ, lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).
(Onlar), Ebedî kalacak olanlar orada, onun içinde (lânetin). Hafifletilmez onlardan azap, ve onlara bakılmaz (da).
Ve ilâhukum ilâhun vâhid(vâhidun), lâ ilâhe illâ huver rahmânur rahîm(rahîmu).
Ve sizin ilâhınız ilâh(tır) tek, bir. İlâh yoktur (O'ndan) ancak, sadece, dan başka. O, Rahmân'dır (Rahmân esmasının sahibidir), ve Rahîm'dir (Rahmet nurunun sahibidir).
21 Ekim-29 Kasım 2014 Salı-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder