1 Aralık 2014 Pazartesi

27.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
2.Cüz

2.Bakara Suresi 142.(286)Ayet'den 2.Bakara Suresi 252.(286)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 2.Cuz 27.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 182-186

Fe men hâfe min mûsın cenefen ev ismen fe aslaha beynehum fe lâ isme aleyh(aleyhi), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).

Fakat, artık kim, ise korktu vasiyet edenden, haktan uzaklaşarak, veya günah işleyerek, günaha girerek, artık, böylece, bu sebeple ıslâh etti, düzeltti onların arası(nı), o zaman, o taktirde, bu durumda onun üzerine bir günah (vebal, verecek, sorumluluk) yoktur. Muhakkak (ki) Allah, Gafûr'dur (mağfiret edendir, bqğışlayandır), Rahîm'dir (Rahîm esması ile tecelli edendir, Rahmet nurunun sahibidir).

Yâ eyyuhâllezîne âmenû kutibe aleykumus sıyâmu kemâ kutibe alellezîne min kablikum leallekum tettekûn(tettekûne).

Ey kimseler, onlar âmenû oldular (Allah'a ulaşmayı dilediler), îmân ettiler! Yazıldı (farz kılındı) sizin üzerinize, size oruç gibi, yazıldı (farz kılındı) üzerine onlar(ın) sizden (çok çok eskilerinkiside) önce(kilerinkisi de). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

Eyyâmen ma’dûdât(ma’dûdâtin), fe men kâne minkum marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) ve alellezîne yutîkûnehu fidyetun taâmu miskîn(miskînin), fe men tatavvaa hayran fe huve hayrun leh(lehu), ve en tesûmû hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).

(Farz kılınan oruç) Günler(dir) adetli (olan), sayılmış (olan), sayılı (olan). Fakat kim oldu(ysa), idi(yse) sizden hasta, veya seferde, yolculukta, o zaman, o taktirde (tutamadığı günlerin sayısınca), müddet, sayı, bir şeyin müddetini (tamamlasın) günlerden diğer (başka). Ve (aşırı yaşlılıktan dolayı, ve iyileşmesi zamanın şartlarına göre imkansız olan hastalar için) onlar üzerine ona (oruç'a) dayanamazlar, zorlanırlar, takatleri kesilir, güç yetiremezler, fidye (versin), (bu fidye de) (sabah, ve akşam olmak üzere iki öğün) yemek(tir), (bu yemekte sadece) çalışamayacak durumdaki (yoksullara) yaşlılar(a) (verilir). Artık kim isteyerek, gönüllü olarak yaptı(ysa) bir hayır (orucunu, veya fidyeyi artırırsa), işte o, hayırdır, daha hayırlıdır onun için. Ve sizin oruç tutmanız hayırdır, daha hayırlıdır sizin için, size,  eğer, şâyet, ise, keşke siz oldunuz biliyorsunuz, bilirsiniz.

Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).

Ay ramazan (ki), O (Allah) ki, ki O (Allah) indirdi onun içinde, onda (ramazan ayında) Kur'ân-ı Kerim(i), hidayete erdirici (olarak) (hidayete erme, Allah'a ulaşma vesilesi), ve beyyineler, açık deliller, ispat (araçları, vasıtaları), Hüda'dan (Allah'dan) (geldi), ve (bir de) Furkan, hakkı bâtıldan ayıran. O zaman, artık kim şahit oldu(ysa) sizden bu ay(a) (yetişir de ramazan ayını görüp) o zaman onu (ramazan ayını), oruçlu geçirsin. Ve kim, oldu hasta, veya seferde, yolculukta, o zaman, o taktirde (tutamadığı günlerin) müddet, sayı, adet tamamlama günlerden diğer (oruç tutarak geçirsin). Diler, ister Allah size, sizin için kolaylık, ve dilemez, istemez size, sizin için zorluk. Ve (sizin için bu kolaylık) tamamlamanız için(dir) müddet, sayı, adet tamamlama, ve tekbir etmeniz, yüceltmeniz için Allah(ı) şey üzerine, şeye sizi hidayete erdirdi (ya). Ve umulur ki böylece siz (bütün bu kolaylıklıklara) şükredersiniz.

Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).

Ve olduğu zaman, olunca sana (ey Muhammed) sordu(ğunda) Benden, o zaman muhakkak ki Ben (onlara) yakın(ım). İcabet ederim, karşılık veririm, davet(ine), dua(sına) davet eden(in), dua eden(in) olduğu zaman, olunca Beni davet etti(ği), çağırdı(ğı). Artık, o halde onlar (da) Bana (Benim davetime, Benim çağrıma) icabet etsinler, ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler), îmân ettiler. Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar, irşad olurlar.

21 Ekim-29 Kasım 2014 Salı-Cumartesi

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder