Kur'an-ı Kerim
2.Cüz
2.Bakara Suresi 142.(286)Ayet'den 2.Bakara Suresi 252.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 2.Cuz 30.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 197-202
El haccu eşhurun ma’lûmât(ma’lûmâtun), fe men farada fîhinnel hacca fe lâ refese ve lâ fusûka ve lâ cidâle fîl hacc(haccı), ve mâ tef’alû min hayrın ya’lemhullâh(ya’lemhullâhu), ve tezevvedû fe inne hayraz zâdit takvâ, vettekûni yâ ulîl elbâb(elbâbi).
Hac, aylar(dır) malûm, belirlenmiş, bilinen. O zaman, işte kim, kimse, (ihrama girerek, ihrama bürünerek) (kendine) farz oldu (farz kılındı) onların içinde, onlarda (o aylarda) hac, o zaman, artık (kadınlarınıza) yanaşmak (elleşmek, koklaşmak, oynaşmak v.s davranışlar da) yoktur, ve fasıklık, günaha sapma(k) yoktur, ve sürtüşmek, kavga etmek (cedelleşmek) yoktur hacta. Ve (siz) ne yaparsanız hayırdan, onu bilir Allah. Ve (yaptığınız hayırlarla) azıklanın, azık hazırlayın (kendinize). O zaman, fakat muhakkak (ki) azığın hayırlısı takva (sahibi olmaktır). Ve Bana karşı takva sahibi olun. Ey (ulûl'elbâb) lübblerin, sır hazinelerinin sahipleri!
Leyse aleykum cunâhun en tebtegû fadlan min rabbikum fe izâ efadtum min arafâtin fezkurûllâhe indel meş’aril harâm(harâmi), vezkurûhu kemâ hedâkum, ve in kuntum min kablihî le mined dâllîn(dâllîne).
Değil(dir) sizin üzerinize, size günah aramanız, talep etmeniz, istemeniz lütuf(u), kerem(i), fazl(ı), Allah'tan gelen nur(u) Rabbinizden. O zaman, artık olduğu zaman topluca geldi(ği)niz, akın akın geldi(ği)niz Arafat'tan o zaman zikredin Allah(ı) yanında Meş'aril Haram, Arafat'tan dönüş. Ve O'nu zikredin gibi, şeklinde, şekilde sizi hidayete erdirdi(ği). Ve ise, sadece, doğrusu siz oldunuz, idiniz ondan (hidayetten) önce, elbette dalâlette olanlardan(ınız).
Summe efîdû min haysu efâdan nâsu vestagfirûllâh(vestagfirûllâhe), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Sonra topluca, akın akın dönüp gelin yerden, topluca, akın akın dönüp geldi(kleri) insanlar(ın). Ve istiğfar edin, mağfiret isteyin Allah(a). Muhakkak (ki) Allah, Gafûr'dur (mağfiret edendir, günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (Rahîm esması ile tecelli edendir, Rahmet nuru gönderendir).
Fe izâ kadaytum menâsikekum fezkurûllâhe ke zikrikum âbâekum ev eşedde zikrâ(zikren), fe minen nâsi men yekûlu rabbenâ âtinâ fîd dunyâ ve mâ lehu fîl ahirati min halâk(halâkın).
O zaman, böylece olduğu zaman tamamladı(ğı)nız hacca ait ibadetleriniz(i), (ve kurallarıyla), artık zikredin, anın Allah(ı) gibi sizin zikrettiğiniz, andığınız gibi babalarınız(ı), atalarınız(ı), veya daha şiddetli, daha kuvvetli zikrederek. Fakat insanlardan kimse(ler), kim, kimi der(se): "(Bizim) Rabbimiz bize ver dünyada." Ve yoktur onun ahirette bir nasip, bir pay.
Ve minhum men yekûlu rabbenâ âtinâ fîd dunyâ haseneten ve fîl âhirati haseneten ve kınâ azâben nâr(nâri).
Ve onlardan (insanlardan) kim derse: "Rabbimiz bize ver dünyada hasene, hayır, iyilik, güzellik, ve ahirette (de) hasene, hayır, iyilik, güzellik. Ve bizi koru ateşin azabı(ndan)."
Ulâike lehum nasîbun mimmâ kesebû vallâhu serîul hısâb(hısâbi).
İşte onlar (ki), onların, vardır nasip(i) o şeyden kazandılar, (dereceler) kazandılar (dereceler kazandılar ya). Ve Allah, Seri'dir (çabuktur) hesap(ı) (görendir).
21 Ekim-29 Kasım 2014 Salı-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder