Kur'an-ı Kerim
2.Cüz
2.Bakara Suresi 142.(286)Ayet'den 2.Bakara Suresi 252.(286)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 2.Cuz 24.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 164-169
İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri vel fulkilletî tecrî fîl bahri bimâ yenfeun nâse ve mâ enzelallâhu mines semâi min mâin fe ahyâ bihil arda ba’de mevtihâ ve besse fîhâ min kulli dâbbe(dâbbetin), ve tasrîfir riyâhı ves sehâbil musahhari beynes semâi vel ardı le âyâtin li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).
Muhakkak ki yaratılışta (yaratılışında) semalar, gökler, ve arz, yeryüzü, ve ihtilâflı (karşılıklı) olması, birbiri ardınca gelmesi gece(nin), ve gündüz(ün), ve gemiler(de) o ki, ki o akar, gider, yüzer denizde dolayısıyla, sebebiyle, ..... yaparak fayda verir insanlar(a), ve şeyi Allah indirdi(ği) semadan, gökten sudan, suyu böylece onunla, hayat verdı, diriltti arz, yeryüzü, toprak sonra onun ölümü, ve yaydı orada hepsinden (yürüyen) hayvanlar(ın), ve esmesi rüzgâr(ların) (değişik yönlerden), ve bulutlar emre amade kılınmış olan (musahhar) arasında sema, gökyüzü, ve yeryüzü, elbette âyetler, kanıtlar, deliller bir kavim için akıl ederler (akıl eden).
Ve minen nâsi men yettehızu min dûnillâhi endâden yuhıbbûnehum ke hubbillâh(hubbillâhi), vellezîne âmenû eşeddu hubben lillâh(lillâhi), ve lev yerâllezîne zalemû iz yeravnel azâbe, ennel kuvvete lillâhi cemîan, ve ennellâhe şedîdul azâb(azâbi).
Ve insanlardan (bir kısmı) kim, kimse edinir Allah'tan başka "eş, eşit, ortak (putlar)", onları (putları) severler, gibi Allah'ın sevgisi (Allah'ı sever). Ve o kimseler, onlar âmenû oldular (Allah'a ulaşmayı dilediler) daha şiddetli(dir), daha çok kuvvetli(dir) sevgi(leri), muhabbet(leri) Allah'ı (Allah'a karşı olan). Ve keşke görselerdi (bilselerdi) zulmedenler gördüklerinde, gördükleri zaman azap(ı), olduğunu kuvvet(in) Allah'ın, Allah'a ait hepsi, bütün, tamamı, tamamen. Ve olduğunu Allah(ın) şiddetli(dir) azap(ı).
İz teberreellezînettubiû minellezînettebeû ve reavûl azâbe ve takattaat bihimul esbâb(esbâbu).
O zaman, olduğu zaman berî oldu (uzaklaştı) onlar tâbî olundular, o kimselerden, onlardan tâbî oldular, ve (onlar) gördüler azab(ı). (Ve artık) kesildi, koparıldı onlar ile (aralarındaki) sebebler, bağlar.
Ve kâlellezînettebeû lev enne lenâ kerreten fe neteberree minhum kemâ teberreû minnâ kezâlike yurîhimullâhu a’mâlehum haserâtin aleyhim ve mâ hum bi hâricîne minen nâr(nâri).
Ve dedi (ki) o kimseler, onlar (Allah'tan başkasına) tâbî oldular: "Olsa, ise, keşke olduğu (gibi) bize, bizim için (dünyaya) bir kere daha, tekrar (dönüş imkanı). O zaman biz uzaklaşalım, berî olalım onlardan, gibi berî oldular, uzaklaştılar (ya) bizden." Böylece onlara gösterecek Allah onların amelleri(nin) hasara uğrayan (hüsrana düştüklerini) onlara (onların). Ve değil(lerdir) onlar ile çıkacak olanlar ateşten.
Yâ eyyuhen nâsu kulû mimmâ fîl ardı halâlen tayyiben, ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun)..
Ey insanlar! Yeyin şey(ler)den içinde, ...de arz(ın), yeryüzü(nün) helâl olan(ından), temiz olan(ından). Ve tâbî olmayın, uymayın adımlar(ı), ayak izleri şeytan(ın). Muhakkak ki o, çünkü o sizin için, size düşman(dır) açıkça, apaçık.
İnnemâ ye’murukum bis sûi vel fahşâi ve en tekûlû alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ancak, sadece size emreder kötülük ile, şerrle, ve fuhuş(u) (hayasızlığı). Ve söylemeniz(i) (ister) Allah'a karşı (Allah hakkında) sizin bilmediğiniz şeyler(i).
21 Ekim-29 Kasım 2014 Salı-Cumartesi
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder