Kur'an-ı Kerim
3.Cüz
2.Bakara Suresi 253.(286)Ayet'den 3.Âli İmrân Suresi 91.(200)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 3.Cuz 41.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 253-256
Tilker rusulu faddalnâ ba’dahum alâ ba’d(ba’din), minhum men kellemallâhu ve rafea ba’dahum derecât(derecâtin), ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhıl kudus(rûhıl kudusi), ve lev şâallâhu maktetelellezîne min ba’dihim min ba’di mâ câethumul beyyinâtu ve lâkinihtelefû fe minhum men âmene ve minhum men kefer(kefere), ve lev şâallâhu maktetelû ve lâkinnallâhe yef’alu mâ yurîd(yurîdu).
O resûller(den), (işte) Biz faziletli kıldık, üstün kıldık onların bir kısmı(nı) diğerlerinin üzerine, diğerlerine. Onlardan kim, kimi (kimiyle) Allah konuştu, ve yükseltti onların bir kısmı(nıda) dereceler(le). Ve Biz verdik, Meryem(in) oğlu İsa(ya) beyyineler(i), açıklamalar(ı), ispat vasıtaları(nı). Ve onu destekledik (doğruladık) Ruh'ûl Kudüs (ile) (takdis edilmiş) kutsal ruh ile (Cebrail a.s ile). Ve eğer Allah dileseydi, öldürmezler(di) (karşılıklı, birbirlerini), onlardan sonrakiler(e) sonradan onlara gelen şey beyyineler, deliller, ispat vasıtaları. Ve lâkin, fakat ayrılığa, ihtilâfa düştüler. Artık onlardan, o zaman onlardan kimi îmân etti, Allah'a ulaşmayı diledi, ve onlardan kimi (de) inkâr etti (Allah'a ulaşmayı dilemedi). Ve eğer Allah dileseydi, öldürmezler(di) (karşılıklı, birbirlerini). Ve lâkin Allah, yapar dilediği şeyi (Yef'alû yurîdû).
Yâ eyyûhellezîne âmenû enfikû mimmâ razaknâkum min kabli en ye’tiye yevmun lâ bey’un fîhi ve lâ hulletun ve lâ şefâah(şefâatun), vel kâfirûne humuz zâlimûn(zâlimûne).
Ey onlar âmenû oldular, Allah'a ulaşmayı dilediler (îmân ettiler)! İnfâk edin, Allah için harcayın (Allah için verin) şey(ler)den sizi rızıklandırdık (ya), önceden gelmesi(nden) (o) gün (kıyâmet günü) alışveriş yoktur onda, içinde, ve dostluk yoktur, ve şefaat (de) yoktur. Ve kâfirler, onlar zalimlerdir.
Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu), lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm(nevmun), lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard(ardı), menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih(iznihî) ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard(arda), ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm(azîmu).
(O) Allah (ki), ilâh yoktur ancak, sadece, (O)'(n)den(dan) başka (sadece O vardır). O, Hayy'dır (diri olandır, canlı olandır), Kayyum'dur (Zatı ile daimî ve Bâki olandır, herşeyi (kâinatı) idare edendir). O'nu almaz (O'na olmaz) (ne bir) uyuklama hali, ve (ne de bir) uyku yoktur, olmaz. O'nun(dur) göklerde olan şeyler, ve yeryüzünde olan şeyler (yani herşey O'nundur). Kim sahiptir (yetkiye sahiptir) o kimse ki, o ki şefaat eder, O'nun katında, yanında ancak, sadece, (Kendisin)den başka O'nun izni ile? Bilir (geçmiş ve geleceklerini) onların elleri arasında olan şeyler, onların önlerindeki, ve onların arkalarında olan şeyler(i). Ve ihata edemez(ler), kavrayamaz(lar) (algılayamazlar) bir şey, O'nun ilminden, ancak, hariç, (Kendisin)den başka (O'nun) dilediği şey, dilediği. (Geniştir) Kapladı, kuşattı, kapsadı O'nun kürsüsü semalar(ı), gökler(i), ve arz(ı), yeryüzü(nü). Ve O'na ağır, zor gelmez onları (o ikisini) (yerlerin ve göklerin dengesini korumak, gözetmek) koruma(k), muhafaza etme(k). Ve O (Allah), Âlâ'dır (çok uludur, çok yücedir), Azîm'dir (çok büyüktür).
Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
İcbar, zorlama yoktur dinde. Olmuştu (ayrılıp) beyan oldu, açığa çıktı, açıklandı, rüşd, irşad olma yolu, hidayet yolu, Allah'a ulaştıran yol, gayy yolundan, dalâlet yolundan, şeytana (yani) cehenneme ulaştıran yoldan. o zaman, böylece, artık kim inkâr eder (de) tagutu, insan ve cin şeytanları (şeytan ve şeytana ulaştıran yolu), ve îmân eder(se) Allah'a (mü'min olur, Allah'a ulaştıran yolu tercih ederse), o zaman, böylece, artık (o kişi), tutunmuştur (Allah'tan) bir kulpa sağlam (urvetûl vuskâya, mürşidin eline) kopma yoktur, olmaz (kopmaz) onda, onun. Ve Allah Sem'î'dir (en iyi işitendir), Alîm'dir (en iyi bilendir).
8 Aralık 2014-16 Nisan 2015 Pazartesi-Perşembe
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder