Kur'an-ı Kerim
3.Cüz
2.Bakara Suresi 253.(286)Ayet'den 3.Âli İmrân Suresi 91.(200)Ayet'e Kadar
18 Ocak 2015
Pazar
Kur'an-ı Kerim 3.Cuz 45.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 270-274
Ve mâ enfaktum min nafakatin ev nezertum min nezrin fe innallâhe ya’lemuh(ya’lemuhu), ve mâ liz zâlimîne min ensâr(ensârın).
Ve infâk ettiniz, infâk ettiğiniz şey nafakadan, nafaka olarak, bir nafaka,veya nezrettiniz, adadınız nezirden, nezir olarak, bir nezir, bir adak, o zaman, o taktirde muhakkak (ki), mutlaka (ki) Allah, onu bilir. Ve yoktur zalimler için (yardımcılardan) bir yardımcı.
İn tubdûs sadakâti fe niimmâ hiy(hiye), ve in tuhfûhâ ve tu’tûhâl fukarâe fe huve hayrun lekum ve yukeffiru ankum min seyyiâtikum vallâhu bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).
Eğer açıkça ortaya çıkarırsanız sadakalar(dan), o zaman, o taktirde, işte ne güzel o (davranışınız)! Ve onu (sadakayı) gizlerseniz, ve onu (sadakayı) verirsiniz fakirler(e) artık o hayırlıdır, daha (da) hayırlıdır sizin için. Ve örter (bağışlar) (Allah) sizden günahlarınızdan (bir kısmını). Ve Allah, (o) şeyleri yapıyorsunuz (ya), (işte onlardan) haberdar olan(dır).
Leyse aleyke hudâhum ve lâkinnallâhe yehdî men yeşâu, ve mâ tunfikû min hayrin fe li enfusikum, ve mâ tunfikûne illebtigâe vechillâh(vechillâhi), ve mâ tunfikû min hayrin yuveffe ileykum ve entum lâ tuzlemûn(tuzlemûne).
Değil(dir) (ey Muhammed) senin üzerine (bir sorumluluk) onların hidayete ermesi. Ve lâkin, fakat Allah, hidayete erdirir kimse(yi) diledi(ği). Ve infâk ettiğiniz şey, ne infâk (ettiyseniz) hayırdan, o zaman, işte o kendi nefsiniz(edir), kendiniz için(dir). Ve (siz ey mü'minler), infâk ettiğiniz şey, ne infâk (ettiyseniz) sadece istedi(ği), diledi(ği) Allah'ın vechini (Zat'ını, Allah'ın Zat'ına ulaşmayı). Ve infâk ettiğiniz şey, ne infâk (ettiyseniz) hayırdan, vefa edilir, ödenir, karşılığı tam verilir (o) size, ve siz zulmedilmezsiniz, size haksızlık yapılmaz.
Lil fukarâillezîne uhsirû fî sebîlillâhi lâ yestatîûne darben fîl ardı, yahsebuhumul câhilu agniyâe minet teaffuf(teaffufi), ta’rifuhum bi sîmâhum, lâ yes’elûnen nâse ilhâfâ(ilhâfen), ve mâ tunfikû min hayrin fe innallâhe bihî alîm(alîmun).
Fakirler için(dir), fakirlere ait(dir), fakirlerin(dir), (infâklarınız ve sadakalarınız), onlar hasrettiler, adadılar Allah'ın yolunda, istidatları olmaz, güçleri yetmez dolaşarak (ticaret yapıp kazanmaya) yeryüzünde. Onları sanır(lar), onları zanneder(ler) cahiliye(ler) (köfü körüne inad ve Haktan uzaklaklaşma dönemi, İslâm öncesi insanlığın puta taptığı dönem, câhillik; kelime kökü bilgisizlik (cehl), terim olarak, İslâm öncesi ve İslâm dışı insanın ve toplumun yaşama tarzı, sefahat, isyan ve ahmaklık (hamakat) anlamlarını da taşır) zengin, iffetlerinden (ötürüdür ki). Onlar(ı) tanırsın (sen, ey Muhammed), onların yüzleri ile, yüzlerinden. İstemezler insanlar(dan) rahatsız ederek, zorla, ısrarla. Ve ne infâk ederseniz, ne verirseniz hayırdan, hayır olarak, o taktirde muhakkak ki Allah, onu en iyi bilen(dir).
Ellezîne yunfikûne emvâlehum bil leyli ven nehâri sirran ve alâniyeten fe lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Onlar infâk ederler, verirler kendi mallarını geceleyin, gece, ve gündüz, sır olarak, gizli olarak, ve alenî olarak, açıkça (aşikâr) (Allah yolunda), o zaman, o taktirde, işte onlar için vardır onların ecirleri, mükâfatları, yanında(dır), katında(dır) onların Rab'leri(nin). Ve korku yoktur onlara, ve onlar mahzun (da) olmazlar.
8 Aralık 2014-16 Nisan 2015 Pazartesi-Perşembe
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder