Kur'an-ı Kerim
3.Cüz
2.Bakara Suresi 253.(286)Ayet'den 3.Âli İmrân Suresi 91.(200)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 3.Cuz 55.Sayfa 3.Sure Âli İmrân Suresi Ayet 46-52
Ve yukellimun nâse fîl mehdi ve kehlen ve mines sâlihîn(sâlihîne).
Ve insanlarla konuşacak beşikte(yken), ve yetişkinlik çağı(ndayken) (de) (yetişkin olunca da). Ve (o, Îsa a.s) salihlerden(dir), salâha erenlerden(dir).
Kâlet rabbi ennâ yekûnu lî veledun ve lem yemsesnî beşer(beşerun), kâle kezâlikillâhu yahluku mâ yeşâ’(yeşâu) izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn(yekûnu).
(Hz. Meryem) dedi (ki): “Rabbim, nasıl olur benim çoçuğum (ennâ yekûnu lî veledun)? Ve bana. dokunmadı bir beşer, (bir) insan (ve lem yemses-nî beşerun).” (Allah da şöyle) dedi (buyurdu): “İşte böyle, bunun gibi Allah yaratır (Allâh-u yahlûku) dilediği şey(i) (dilediğini). Bir emrin (işin) olmasını takdir ettiği zaman, sadece ona der (ki): 'Ol (kun)!', o (da) (fe), 'Hemen olur (yekûnu)!'.”
Ve yuallimuhul kitâbe vel hikmete vet tevrâte vel incîl(incîle).
Ve (Allah) öğretecek ona (Hz. Îsa'ya) Kitab'ı (Zebur'u), hikmeti, ve Tevrat’ı, ve İncil'i.
Ve resûlen ilâ benî isrâîle ennî kad ci’tukum bi âyetin min rabbikum, ennî ehluku lekum minet tîni ke heyetit tayri fe enfuhu fîhi fe yekûnu tayran bi iznillâh(iznillâhi), ve ubriul ekmehe vel ebrasa ve uhyîl mevtâ bi iznillâh(iznillâhi), ve unebbiukum bi mâ te’kulûne ve mâ teddehırûne, fî buyûtikum inne fî zâlike le âyeten lekum in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Ve. (onu, Meryem oğlu Îsa Mesih'i ), resûl, elçi olarak İsrailoğulları’na (Benî İsrâîl'e) (gönderecek). (Onlara şöyle diyecek): “Muhakkak ki ben size getirmiştim (getirdim) ayet(ler) (deliller, mucizeler) sizin Rabbiniz'den. Ben gerçekten yaparım sizin için, size nemli topraktan kuş heykeli gibi (benzeri, taslağı) kuş (ke hey'eti et-tayrî), sonra (onun içine) üflerim, o zaman o olur bir kuş (tâyran), Allah'ın izni ile (bi izni Allâhî). Ve iyileştiririm, doğuştan kör olanı (ekmehe), ve abraş hastalığı(nı) (ciltte alaca hastalığını, el-ebrâse). Ve ölüyü diriltirim, Allah'ın izni ile (bi izni Allâhî). Ve size haber veririm; yediğiniz şeyleri, ve biriktirdiğiniz şeyleri evlerinizde. Muhakkak ki bunlarda elbette (vardır) ayetler (deliller, mucizeler) sizin için, eğer siz ... iseniz mü'minler (îmân edenler, inananlar).”
Ve musaddikan limâ beyne yedeyye minet tevrâti ve li uhılle lekum ba’dallezî hurrime aleykum ve ci’tukum bi âyetin min rabbikum fettekûllâhe ve etîûn(etîûni).
Ve tastik edici olan (tastik eden, musaddikân) şeyi (şeyleri), ellerim arasında (bulunan), önümde (bulunan) Tevrat'tan (olan âyetleri), ve (de) size helâl kılmak için bazı şeyleri ki, haram kılındı (hurrime) sizin üzerinize (size), ve geldim, getirdim âyet (mucize, delil) Rabbiniz'den. Artık Allah'a karşı takva sahibi olun (fe ittekû Allahe). Ve bana itaat ediniz (ve etîû-ni).
İnnallâhe rabbî ve rabbikum fa’budûh(fa’budûhu), hâzâ sırâtun mustakîm(mustakîmun).
Muhakkak ki Allah; benim (de) Rabbim, ve sizin (de) Rabbiniz(dir). O halde O'na kul olun. (İşte) Bu “Allah'a ulaştıran yol(dur) (Sırâtı Mustakîm'dir)."
Fe lemmâ ehassa îsâ min humul kufre kâle men ensârî ilâllâh(ilâllâhi), kâlel havâriyyûne nahnu ensârullâh(ensârullâhi), âmennâ billâh(billâhi), veşhed bi ennâ muslimûn(muslimûne).
Fakat, ... olunca Hz. Îsâ hissetti, onlardan inkâr etme (küfür, el-kûfre), dedi (ki): "Benim yardıcılarım kimlerdir, Allah'a giden yolda?" Havariler dedi(ler) (ki): “Biz Allah’ın yardımcıları(yız), biz Allah’a îman ettik (âmenu olduk, ruhumuzu ölmeden önce Allah’a ulaştırmayı diledik), ve şahit ol, bizim ... olduğumuza (Allah'a) teslim olanlar (muslimûne)."
8 Aralık 2014-16 Nisan 2015 Pazartesi-Perşembe
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder