16 Nisan 2015 Perşembe

48.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
3.Cüz

2.Bakara Suresi 253.(286)Ayet'den 3.Âli İmrân Suresi 91.(200)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 3.Cuz 48.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 283-286

Ve in kuntum alâ seferin ve lem tecidû kâtiben fe rihânun makbûdah(makbûdatun), fe in emine ba’dukum ba’dan felyueddillezî’tumine emânetehu velyettekıllâhe rabbeh(rabbehu), ve lâ tektumûş şehâdeh(şehâdete), ve men yektumhâ fe innehû âsimun kalbuh(kalbuhu), vallâhu bi mâ ta’melûne alîm(alîmun).

Ve eğer siz, iseniz, olduysanız seferde, yolculukta, ve bulamadınız bir kâtip (de), bir yazıcı (da), o zaman, o taktirde (borçludan) rehinler kabzedilmiş, tutulmuş, alınmış olan (yeter), emin olduğunuz taktirde sizin bir kısmınız bir kısmın(ız)a (güven duyuyorsanız), böylece, o halde ödesin ki o itimat edildi, güven duyuldu onun emanetini (borcunu). Ve Allah'a karşı takva sahibi olsun, ve Allah'tan sakınsın onun Rabbi )olan). Ve gizlemeyin şahitlik(i) (de). Ve kim onu (şahit olduğu şeyi) ketmeder(se), saklar(sa), gizler(se), o zaman, o taktirde muhakkak ki o günahkâr(dır) onun kalbi. Ve Allah, (işte o) şeyleri yapıyorsunuz (ya) en iyi bilen(dir) (Âlim'dir).

Lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), ve in tubdû mâ fî enfusikum ev tuhfûhu yuhâsibkum bihillâh(bihillâhu), fe yagfiru limen yeşâu ve yuazzibu men yeşâu, vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).

Allah'ın(dır), Allah'a ait(dir) göklerde bulunan şeyler, ve yeryüzünde bulunan şeyler (yani herşey ama herşey). Ve eğer siz açıklarsanız, açıklasanız nefslerinizde, içinizde olan(ı), veya onu gizlersiniz (de), sizi hesaba çeker onunla, Allah. O zaman, o taktirde, artık mağfiret eder, bağışlar, günahları (örter) kimseyi diler(se), ve azap eder kim(e), kimse(ye) (de) diler(se). Ve Allah, herşeye kudret sahibi(dir), gücü yeten(dir) (Kaadir'dir).

Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr(masîru).

Îmân etti, inandı Resûl, şeye indirildi ona onun Rabbinden, ve mü'minler (de), hepsi îmân etti, inandı Allah'a; ve onun meleklerine, ve onun kitaplarına, ve onun resûllerine. "(Biz), Fark gözetmeyiz, ayırmayız arasında biri(ni) (diğerinden) O'nun resûllerinden. Ve dediler (ki): "Biz işittik, ve biz itaat ettik! Senin mağfiret etmen(i) (dileriz), Rabbimiz. Ve Sana(dır) masîr, varış, ulaşma, seyr-i sülûk (Sana doğru yola çıkarız ve Sana ulaşırız).”

Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih(bihî), va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn(kâfirîne).

Mükellef kılmaz, sorumlu tutmaz Allah, nefs(i), kişi(yi), kimse(yi) ancak, sadece, den başka onun gücü (kadarıyla), kapasitesi (kadarıyla). Onun kazandığı şeyler (dereceler), ve (sorumluluğu) onun üzerinde(dir) (kazandığı negatif şeyler (dereceler, iktisap ettiği dereceler) (de). Rabbimiz, bizi aheze etme, sorgulama eğer, şâyet unuttuysak, veya hata yaptık (ise). Rabbimiz, ve yükleme bizim üzerimize, bize zorluk, güçlük gibi onu yükledin o kimselere, onlara bizden önce(ki). Rabbimiz, ve bize yükleme bizim takat, güç yetiremeyeceğimiz şeyi ona (onu). Ve (bizden günahlarımızı) affet, ve mağfiret et, günahlarımızı sevaba (çevir) bizi, bize, bizim için, ve bize rahmet et, Rahîm esması ile (bize tecelli et, rahmet nurunu gönder). Sen bizlm Mevlâmız'sın. Artık bize yardım et kâfirler kavmine karşı.

8 Aralık 2014-16 Nisan 2015 Pazartesi-Perşembe

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder