17 Nisan 2015 Cuma

56.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
3.Cüz

2.Bakara Suresi 253.(286)Ayet'den 3.Âli İmrân Suresi 91.(200)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 3.Cuz 56.Sayfa 3.Sure Âli İmrân Suresi Ayet 53-61 

Rabbenâ âmennâ bi mâ enzelte vetteba’nâr resûle fektubnâ meaş şâhidîn(şâhidîne).

Rabbimiz, biz îmân ettik (inandık, âmennâ) şeye Sen(in) indirdi(ği)n, ve biz tâbî olduk (ve itteba'nâ) Resûl(e) (elçiye), artık bizi yaz (fe uktubnâ), şahit olanlarla birlikte, beraber (mea eş şâhidîne).

Ve mekerû ve mekarallâh(mekarallâhu), vallâhu hayrul mâkirîn(mâkirîne).

Ve (onlar) hile yaptılar (tuzak kurdular, mekerû), Allah (da), (onlara) hile yaptı (tuzak kurdu, mekere). Ve Allah, (hileye karşı) en hayırlı(sıdır) (hayrû) hile yapanlar(ın) (tuzak kuranların, el mâkirîne). 

İz kâlellâhu yâ îsâ innî muteveffîke ve râfiuke ileyye ve mutahhiruke minellezîne keferû ve câilullezînettebeûke fevkallezîne keferû ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti), summe ileyye merciukum fe ahkumu beynekum fîmâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).

Allah, (şöyle) buyurmuştu: “Ey Îsa! Muhakkak ki Benim, seni vefat ettirecek olan (muteveffî-ke), ve  seni yükseltecek olan (ve râfiu-ke) Kendime (Bana, katıma), ve seni temizleyecek olan (ve mutahhiru-ke) o kimselerden, onlardan inkâr ettiler (keferû, kâfirler), (Benim). Ve kılacak olan (ve câilu), o kimseler, onlar sana tâbî oldular (ittebeû-ke) üstün, o kimseler, onlar inkâr ettiler (keferû, kâfirler), kıyâmet gününe kadar (yevmil kıyâmeti), (Benim). Sonra (summe) Bana(dır) sizin dönüşünüz (sizin merciiniz Benim, merciu-kum). O zaman Ben hüküm vereceğim (fe ahkumu), sizin aranızda (beyne-kum) sizin ... olduğunuz (fi-mâ kuntum) hakkında ihtilâf ettiğiniz, ayrılığa düştüğünüz (fi-hi tahtelifûne)."

Fe emmellezîne keferû fe uazzibuhum azâben şedîden fîd dunyâ vel âhıreti, ve mâ lehum min nâsirîn(nâsirîne).

Fakat (artık) öyle ise o kimseler, onlar inkâr ettiler (keferû, kâfirler), o taktirde onlara azap edeceğim (fe uazzibu-hum), şiddetli azap(la) (azâben şedîden), dünyada (fi ed dunyâ), ve ahirette (ve el âhıreti). Ve onlar için (onların) yoktur (ve mâ lehum), (yardımcılardan) bir yardımcı(sı) (min nâsirîne).

Ve emmellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe yuveffîhim ucûrehum vallâhu lâ yuhibbuz zâlimîn(zâlimîne).

Ve lakin (fakat) o kimseler, onlar âmenû olan (ölmeden önce Allah'a ulaşmayı dileyen), ve nefsi tezkiye edici amel yaptılar (ve amilû es sâlihâti), öyle ise (o taktirde) onlara ödenir yuveffî-him), onların ecirleri (mükâfaatları, ucûre -hum). Ve Allah,  sevmez (lâ yuhibbu), zâlimler(i) (haksızlık edenleri, ez zâlimîne).

Zâlike netlûhu aleyke minel âyâti vez zikril hakîm hakîmi).

Bu(nu) (işte bunu), onu tilâvet ediyoruz (okuyoruz, netlû-hu), (ey Muhammed) sana (senin üzerine), ...dan (den) âyetler, kanıtlar, deliller, ve Zikir(dendir) (öğüttendir, Kur'ânn'dandır, vez zikri) Hakîm olan (hüküm ve hikmet içeren, hikmetli).

İnne mesele îsâ indallâhi ke meseli âdem(âdeme), halakahu min turâbin summe kâle lehu kun fe yekûn(yekûnu).

Muhakkak ki misal(i) (örneki, durumu) (yaratışı) Hz. Îsa(nın), Allah'ın indinde (nezdinde, yanında); misali (durumu), (yaratılışı) gibi(dir) Hz. Âdem(in). Onu yarattı (halaka-hu), topraktan (min turâbin). Sonra dedi (ki) (buyurdu ki) ona "ol" dedi (lehu kun), o zaman, böylece o olur (fe yekûnu).

El hakku min rabbike fe lâ tekun minel mumterîn(mumterîne).

Hak (gerçek), senin Rabb'inden(dir). Öyleyse sen olma (fe lâ tekun), şüphe edenlerden (min-el mumterîne)!
alel
Fe men hâcceke fîhi min ba’di mâ câeke minel ilmi fe kul teâlev ned’u ebnâenâ ve ebnâekum ve nisâenâ ve nisâekum ve enfusenâ ve enfusekum summe nebtehil fe nec’al la’netallalel kâzibîn(kâzibîne).

Artık (o zaman) kim (fe men) seninle (ey Muhammed) tartıştı (hâcce-ke) onun hakkında, sonra (sonradan) sana gelen şey(den) ilimden, o zaman de (ki) (söyle ki): " Gelin çağıralım, davet edelim (bir araya topluyalım) (teâlev ned'u); bizim oğullarımız(ı) (ebnâe-nâ), ve sizin oğullarınız(ı) (ve ebnâe-kum); ve bizim kadınlarımız(ı) (ve nisâe-nâ), ve sizin kadınlarınız(ı) (ve nisâe-kum); ve kendimiz(i), bizler(i) (ve enfuse-nâ), ve sizler(i) (ve enfuse-kum). Sonra dua edelim (nebtehil), o zaman (böylece) kılalım (fe nec'al), Allah'ın lânetini (Allâh-i la'nete), yalancıların üzerine (alâ el kâzibîne)."

8 Aralık 2014-16 Nisan 2015 Pazartesi-Perşembe

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder