Kur'an-ı Kerim
3.Cüz
2.Bakara Suresi 253.(286)Ayet'den 3.Âli İmrân Suresi 91.(200)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 3.Cuz 42.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 257-259
Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Allah dost(udur) onlar(ın), âmenû oldular (Allah'a ulaşmayı dilediler), îmân ettiler (ya), onları (onların nefslerinin kalplerini) çıkarır zulmetten, karanlıklardan nura, aydınlığa. Ve onlar inkâr ettiler (kafir oldular), (evet işte) onların dostları tagut(tur), şeytan ve avanesi, insan ve cin şeytanlar (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) çıkarırlar nurdan, aydınlıktan zulmete, karanlıklara. İşte onlar, halk(ıdır), ehli(dir) ateş. Onlar, orada ebedî kalacak olanlar(dır).
E lem tera ilellezî hâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhullâhul mulk(mulke), iz kâle ibrâhîmu rabbiyellezî yuhyî ve yumîtu, kâle ene uhyî ve umît(umîtu), kâle ibrâhîmu fe innallâhe ye’tî biş şemsi minel maşrıkı fe’ti bihâ minel magribi fe buhitellezî kefer(kefere), vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn(zâlimîne).
(On)... a bakmadın mı, görmedin mi o kimse (Nemrut), o (Nemrut) tartış(mış)tı İbrâhîm (a.s ile) onun Rabbi hakkında ona vermesi (sebebiyle azarak) Allah(ın) mülk, meliklik, hükümdarlık? (Ona Nemruta) Demişti (ki) İbrâhîm (a.s): "Benim Rabbim ki O, O ki, diriltir, ve öldürür." (O Nemrut da) Dedi (ki): "Ben (de) diriltirim, ve öldürürüm." Dedi (ki) İbrâhîm (a.s): "Öyleyse, işte muhakkak ki Allah, getirir Güneş'i şarktan, doğudan, o zaman, öyleyse, haydi (sen de) onu getir garbtan, batıdan." O zaman şaşırdı kaldı, afalladı (cevap veremedi) o kimse (Nemrut), o (Nemrut) (Allah'ı) inkâr etti (ya). Ve Allah, hidayete erdirmez kavim(ini), topluluk(unu) zalimler.
Ev kellezî merra alâ karyetin ve hiye hâviyetun alâ urûşihâ, kâle ennâ yuhyî hâzihillâhu ba’de mevtihâ, fe emâtehullâhu miete âmin summe beaseh(beasehu), kâle kem lebist(lebiste), kâle lebistu yevme ev ba’da yevm(yevmin), kâle bel lebiste miete âmin fenzur ilâ taâmike ve şerâbike lem yetesenneh, venzur ilâ hımârike ve li nec’aleke âyeten lin nâsi venzur ilâl izâmi keyfe nunşizuhâ summe neksûhâ lahmâ(lahmen), fe lemmâ tebeyyene lehu, kâle a’lemu ennallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Veya o kimse (Üzeyir a.s) gibi uğradı bir karyeye, beldeye, kasaba, ve o yıkık, çökmüş, harabe halinde çatıları üzerine (altı üstüne gelmiş), (Üzeyir a.s) dedi (ki): "Nasıl diriltecek, diriltir bu(nu) (bu kasabayı) Allah, sonra onun ölümü." Bunun üzerine Allah, onu (Üzeyir a.s) öldürdü yüz yıl, yüz sene. Sonra (da) onu (Üzeyir a.s) diriltti. (Allah) Dedi (ki): "Kaç, nice, ne kadar (ölü bir vaziyette, ölmüş bir şekilde) kaldın?" (O, Üzeyir a.s de) Dedi (ki): "Kaldım bir gün, veya günün bir kısmı (kadar)." (Allah) Dedi (ki): "Hayır, kaldın yüz yıl, yüz sene. O zaman, hemen, haydi bak yemeğine, ve içeceğin(e), bozulmadı, kokuşmadı. Ve bak merkebine. Ve (bu), seni kılmamız için(dir) bir âyet, bir mucize, ibret, belge (canlı bir ibret) insanlara. Ve bak kemiklere. Nasıl onu inşa ediyoruz, birleştiriyoruz (kemikleri birleştirerek iskeleti kuruyoruz) sonra onu giydiriyoruz et (ile)." Artık, böylece, olunca (merkep dirilip, eski haline gelince ve herşey) açığa çıktı, belli oldu ona (Üzeyir a.s'e), (Üzeyir a.s) dedi (ki): "Ben biliyorum, Allah'ın ..... olduğu(nu) herşeye kaadir, kudret sahibi."
8 Aralık 2014-16 Nisan 2015 Pazartesi-Perşembe
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder