17 Nisan 2015 Cuma

53.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
3.Cüz

2.Bakara Suresi 253.(286)Ayet'den 3.Âli İmrân Suresi 91.(200)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 3.Cuz 53.Sayfa 3.Sure Âli İmrân Suresi Ayet 30-37

Yevme tecidu kullu nefsin mâ amilet min hayrin muhdâran, ve mâ amilet min sû’(sûin), teveddu lev enne beynehâ ve beynehû emeden baîdâ(baîden), ve yuhazzirukumullâhu nefseh(nefsehu), vallâhu raûfun bil ıbâd(ıbâdi).

O gün, bulur her nefs, herkes ne yaptı ise, yaptığı şeyler, ne yaptıysa hayırdan hazırlanmış, hazır olarak  (onu) (yani dünya hayatındayken tüm yaptıklarını film şeridi gibi hepsini görür). Ve ne yaptı ise, yaptığı şeyler,yaptıkları kötülükten, temenni eder, dua eder, ister keşke ... olsa, ... olmasını onun (kendisi ile) arasında, ve onun (günahları ile) arasında uzak bir mesafe. Ve Allah sizi sakındırır, nefsinden, kendisinden sakındırır (Takva sahibi olmanızı, ölmeden önce, ruhunuzu Allah'a ulaştırmanızı ister). Ve Allah Raûf’tur (şefkatlidir, merhametlidir), kullarına (karşı).

Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).

(Ey Muhammed)! De (ki), söyle (ki): " Eğer, siz ... iseniz Allah'ı seviyorsunuz, o taktirde bana tâbî olun (ki) Allah (da) sizi sever, ve size mağfiret eder (sevaba çevirir, yâgfir) sizin günahlarınız(ı)." Ve Allah, Gâfûr(dur) (mağfiret edendir, günahları sevaba çevirendir), Rahîm(dir) (Rahîm esması ile tecelli edendir, Râhmet nuru gönderendir).

Kul etîûllâhe ver resûl(resûle), fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn(kâfirîne).

(Ey Muhammed)! De (ki), söyle (ki): " Allah'a itaat edin, ve Resûl'e (elçiye)." Bundan son, eğer, dönerlerse, (o taktirde) muhakkak ki Allah, kâfirleri sevmez.

İnnallâhestafâ âdeme ve nûhan ve âle ibrâhîme ve âle imrâne alel âlemîn(âlemîne).

Muhakkak ki Allah seçti, Hazreti Âdem(i), ve Hazreti Nuh(u), ve Hazreti İbrâhîm'in ailesini, ve İmran ailesini, âlemlerin üstüne.

Zurriyyeten ba’duhâ min ba’d(ba’din), vallâhu semîun alîm(alîmun).

Zürriyyet olarak, nesil olarak onun (onların) bazıları bazılarından(dır) (birbirindendir). Ve Allah, Semî(dir) (en iyi işitendir), Alîm(dir) (en iyi bilendir).

İz kâlet imraetu ımrâne rabbi innî nezertu leke mâ fî batnî muharraran fe tekabbel minnî, inneke entes semîul alîm(alîmu).

Demişti (ki) İmrân'ın kadını (Hanne): "Rabbim muhakkak ki ben, Senin için (yalnız Sana itaat ve ibadet etsin diye) adadım (nezrettim) adadım karnımda olanı (doğacak çocuğumu), hür olarak. Artık (onu) benden kabul et (buyur). Muhakkak ki Sen, Semi(sin) (en iyi işitensin), Alîm(sin) (en iyi bilensin)."

Fe lemmâ vadaathâ kâlet rabbi innî vada’tuhâ unsâ vallâhu a’lemu bi mâ vadaat ve leysez zekeru kel unsâ, ve innî semmeytuhâ meryeme ve innî uîzuhâ bike ve zurriyyetehâ mineş şeytânir racîm(racîmi).

Fakat .... olunca onu (Meryem'i) doğurdu(ğunda) dedi (ki): “Rabbim muhakkak ki ben, gerçekten ben (evet) ben onu kız doğurdum.” Ve Allah bildi, (çok iyi) biliyordu, (onun) neyi doğurduğunu. (Allah dedi ki): " Ve erkek (çocuğu) .... değildir, kız (çocuğu) gibi. Ve muhakkak ki Ben, onu isimlendirdim, adını koydum 'Meryem', ve muhakkak ki Ben onu Sana sığındırırım, emanet ederim, ve onun zürriyetini, neslini, kovulmuş (taşlanmış) şeytandan." 

Fe tekabbelehâ rabbuhâ bi kabûlin hasenin ve enbetehâ nebâten hasenen, ve keffelehâ zekeriyyâ kullemâ dehale aleyhâ zekeriyyal mihrâbe, vecede indehâ rızkâ(rızkan), kâle yâ meryemu ennâ leki hâzâ kâlet huve min indillâh(indillâhi), innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb(hısâbın).

Böylece onu (Meryem'i) kabul etti (buyurdu) onun Rabbi, güzel bir kabul ile, ve onu yetiştirdi güzel bir şekilde (yetiştirme ile). Ve ona kefil kıldı, bakmakla mükellef kıldı, Zekeriyya (a.s)'ı. Her girişinde onun yanına Zekeriyya (a.s) mihrab(a), ibadet ettiği yer(e), onun yanında buldu (bir) rızık (rızkân). "Ey Meryem dedi (ki), bu sana nasıl, nereden (geldi)? O (da) dedi (ki): "O, Allah'ın katından." Muhakkak ki Allah, rızıklandırır dilediği kimseyi hesapsız (gayri-l hısâb).

8 Aralık 2014-16 Nisan 2015 Pazartesi-Perşembe

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder