17 Nisan 2015 Cuma

50.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
3.Cüz

2.Bakara Suresi 253.(286)Ayet'den 3.Âli İmrân Suresi 91.(200)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 3.Cuz 50.Sayfa 3.Sure Âli İmrân Suresi Ayet 10-15

İnnellezîne keferû len tuğniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şey’â(şey’en), ve ûlâike hum vekûdun nâr(nâri).

Muhakkak ki inkâr edenler, kâfirler, asla fayda etmez, onlardan (evet) onların malları, ve değil, olmaz, ve onların evlâtları (da), Allah'tan (gelen) bir şey(e) (azaba karşı). Ve işte onlar, (evet) onlar yakacak(larıdırlar) , yakıt(larıdırlar) ateş(in).

Ke de’bi âli fir’avne, vellezîne min kablihim kezzebû bi âyâtinâ, fe ehazehumullâhu bi zunûbihim vallâhu şedîdul ıkâb(ıkâbi).

(Onların durumu) Gibi(dir), benzer(idir), durumu gibi(dir) Firavun ailesi(nin), ve onlar, ve o kimseler onlardan önce(kiler). Tekzip ettiler, yalanladılar âyetlerimizi, bunun üzerine Allah, onları yakaladı günahları ile, günahları sebebiyle. Ve Allah(ım) ikâbın (azabın) şiddeti(dir), ikâbı (azabı) şiddetli (olansın).

Kul lillezîne keferû se tuglebûne ve tuhşerûne ilâ cehennem(cehenneme), ve bi’sel mihâd(mihâdu).

(Ey Muhammed!) De (ki), söyle (ki) kâfir olanlara: "Yakında yenileceksiniz (mağlup olacaksınız), ve toplanacaksınız cehenneme (cehennemde)." Ve (o) ne kötü (bir) döşek(tir).

Kad kâne lekum âyetun fî fieteynil tekatâ fietun tukâtilu fî sebîlillâhi ve uhrâ kâfiratun yeravnehum misleyhim ra’yel ayn(ayni), vallâhu yûeyyidu bi nasrihî men yeşâ’(yeşâu) inne fî zâlike le ibreten li ulîl ebsâr(ebsâri).

Olmuştu(r) sizin için (bir) âyet, (bir) ibret, iki topluluk (fırka) hakkında, toplulukta (fırkada) çarpıştı (ya Bedir savaşında). Bir topluluk (fırka) savaşıyor Allah'ın yolunda (Allah yolunda), ve diğeri kâfir (olan fırka), inkârcı (olan fırka), onları görüyor onların (kendilerinin) iki misli (bizzat) gözleri ile görüyor. Ve Allah destekler, kuvvetlendirir kendi yardımı ile, dilediği kimse(yi). Muhakkak ki bunda, vardır elbette, mutlaka ibret basîret sahipleri için (ulûl ebsar için).

Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).

Süslü gösterildi insanlara, sevgi(den), muhabbet(den) şehvetler, nefsin aşırı düşkünlükleri "kadınlardan, kadınlara, ve oğullara, ve kantarlarca, kantar kantar biriktirilmiş altından, altın(a), ve gümüş(e), ve atlar(a) (evet) salma atlar(a), ve hayvanlar(a), davarlar(a), ve ekinler(e)." Bunlar, meta(larıdır), fayda(larıdır), menfaat(leridir) hayat(ının) dünya. Ve Allah, O'nun yanında(ki) (O'nun katındaki) güzel, en güzel sığınılacak yer(dir), sığınak(tır).

Kul e unebbiukum bi hayrın min zâlikum, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd(ıbâdi).

(Ey Muhammed!) De (ki), söyle (ki): "Size haber vereyim mi hayırlısı(nı) bundan (daha)? İçin, o kimseler (onlar için) takva sahibi oldu(lar) (ya), Rabb'lerinin katında, cennetler (ki) akar onun altından nehirler (bu) orada, içinde devamlı kalacak olanlar (içindir); ve eşler temiz, tertemiz, ve rıza, razı olma Allah'tan (vardır)." Ve Allah, en iyi gören(dir) (Basîr'dir) kullarını.

8 Aralık 2014-16 Nisan 2015 Pazartesi-Perşembe

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder