Kur'an-ı Kerim
3.Cüz
2.Bakara Suresi 253.(286)Ayet'den 3.Âli İmrân Suresi 91.(200)Ayet'e Kadar
Kur'an-ı Kerim 3.Cuz 49.Sayfa 3.Sure Âli İmrân Suresi Ayet 1-9
Bismillâhir rahmânir rahîm.
Allah'ın ismi ile, Rahmân ve Rahîm olan, Rahîm esması ile tecelli eden, rahmet nuru gönderen.
Elif lâm mîm.
Elif, Lâm, Mîm.
(Bu harfler mukattaa harfleridir. Allah'ın bu surede özel bir sayısal değerle kullandığı harflerdir).
Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu).
(O) Allah (ki), ilâh yoktur ancak, sadece, (O)'(n)den(dan) başka (sadece O vardır). O, Hayy'dır (daima hayattadır), Kayyum'dur (ezelî ve ebedî olandır, herşeyi yönetendir/idare edendir).
Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl(incîle).
Parça parça, kısım kısım (âyet âyet) indirdi sana (ey Muhammed) Kitap(ı) (Kur'ân'ı). Hak ile tastik eden, şeyi arasında onun elleri (elleri arasında, ellerinde, önlerinde) (ki kitapları). Ve indirdi Tevrat(la), ve İncil(i) (de).
Min kablu huden lin nâsi ve enzelel furkân(furkâne), innellezîne keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîd(şedîdun), vallâhu azîzun zuntikâm(zuntikâmin).
Önceden, daha önce hidayete erdiren, hidayete vesile olan, hidayete erdirici olarak insanlar için (Tevrat'ı ve İncil'i indirdi), ve (ardından da) indirdi Furkan'ı (Hakkı bâtıldan ayıran, Furkan/Kur'ân'ın diğer ismi). Muhakkak ki onlar, inkâr ettiler, örttüler Allah'ın âyetlerini. Onlar için(dir) şiddetli azap (vardır). Ve Allah Azîz'dir(üstündür), intikam sahibi(dir) (intikam alandır).
İnnallâhe lâ yahfâ aleyhi şey’un fîl ardı ve lâ fîs semâ’(semâi).
Muhakkak ki Allah(a) gizli değildir, O'na bir şey, hiçbir şey, yeryüzünde, ve semâda, gökte (de)...
Huvellezî yusavvirukum fîl erhâmi keyfe yeşâ’(yeşâu), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).
O (Allah) ki, sizi tasvir eder, şekil verir, şekillendirir rahimlerde, rahimler içinde nasıl dilerse. İlâh yoktur ancak, sadece, (O)'(n)den(dan) başka (sadece O vardır). O, Azîz'dir (üstündür, galipdir), Hakîm'dir (hükmedicidir, hikmet sahibidir).
Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
O (Allah) ki, indirdi sana (ey Muhammed) Kitap(ı) (Kur'ân'ı). Ondan âyetler muhkemdir (hüküm ihtiva edendir, mânâsı açık olandır, kesin hükmedilmiş olandır), onlar bütün semavî kitapları ihtiva eden ana Kitap(ın) (esasıdır), ve diğerleri, (âyetler) muteşâbihtir (tevile tâbîdir, yoruma açıkdır). Fakat onlar (evet) onların kalplerinde vardır eğrilik (bâtıla meyil), bu sebeble tâbî olurlar muteşâbih olanlara, yorum gerektirenlere. Ondan amaç edindi(ler) istedi(ler) fitne (çıkarmak için), ve amaç edindi(ler), istedi(ler) onun tevilini, açıklamasını, yorumunu (yapmak). Ve bilmez onun tevilini, açıklamasını, yorumunu Allah'tan başka (kimse), (ve) rûsuh sahipleri (de) ilimde derler (ki): "Biz O'na inandık, O'na îmân ettik, hepsi Rabbimiz'in katından(dır)", ve (onlar da) tezekkür edemezler, anlamını çıkartamazlar, ancak, sadece Ulûl'elbab (lübblerin, daimi zikrin ve sırların sahipleri) (tezekkür edebilir).
Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledunke rahmeh(rahmeten), inneke entel vehhâb(vehhâbu).
Rabbimiz, saptırma, kaydırma kalplerimizi, sonra bizi hidayete erdirdiğin zaman. Bize vehbi olarak ihsan et, bağışla senin katından rahmet. Muhakkak ki sen, (evet) sen Vehhab'sın (vehbi olarak bağışlayansın, ihsan edensin, hak kazanmadan verensin, karşılıksız verensin).
Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîh(fîhî), innallâhe lâ yuhliful mîâd(mîâde).
Rabbimiz, muhakkak ki Sen(sin) toplayan, toplayacak olan insanlar(ı), o günde şek, şüphe yok (evet) onun hakkında. Muhakkak ki Allah, değiştirmez, dönmez vaad edilen(den), vaad edilen şey(den).
8 Aralık 2014-16 Nisan 2015 Pazartesi-Perşembe
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder