Kur'an-ı Kerim
3.Cüz
2.Bakara Suresi 253.(286)Ayet'den 3.Âli İmrân Suresi 91.(200)Ayet'e Kasar
Kur'an-ı Kerim 3.Cuz 46.Sayfa 2.Sure Bakara Suresi Ayet 275-281
Ellezîne ye’kulûner ribâ lâ yekûmûne illâ kemâ yekûmullezî yetehabbetuhuş şeytânu minel mess(messi), zâlike bi ennehum kâlû innemal bey’u mislur ribâ, ve ehallallâhul bey’a ve harramer ribâ fe men câehu mev’izatun min rabbihî fentehâ fe lehu mâ selef(selefe), ve emruhû ilâllâh(ilâllâhi), ve men âde fe ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Onlar yerler riba, faiz, kalkmazlar ancak, sadece, den başka gibi kalkarlar ki o, o ki ona çarpar, onu hırpalar şeytan dokunmasından, çarpmasından (çarpılması). İşte bu, onların ..... olması sebebi ile(dir) dediler (ki): "Ama, fakat, ancak alışveriş gibi, benzer riba, faiz". Ve helâl kıldı Allah, alışveriş(i), ve haram kıldı (Allah), riba(yı), faiz(i). O zaman, artık, bundan sonra, kim ona, kendisine geldi bir öğüt kendi Rabbinden (ki o öğüte uyarak), o zaman, böylece, artık (faizi) vazgeçti, bıraktı, o taktirde onun(dur) geçen şey, geçmişte olan (önceden aldığı faiz), ve onun emri, onun işi, onun hakkındaki hüküm Allah'a, Allah'a ait(dir). Ve kim (de) döndü (faizciliğe), işte onlar, ateş ehli(dir), ateş halkıl(dır). (Ve) Onlar orada ebedî kalacak olanlar(dır).
Yemhakullâhur ribâ ve yurbîs sadakât(sadakâti), vallâhu lâ yuhıbbu kulle keffârin esîm(esîmin).
Azaltır, eksiltir (onun bereketini giderir) Allah, riba(yı), faiz(i), ve arttırır (onu bereketlendirir) (Allah), sadakalar(ı). Ve Allah sevmez, kâfirlerin hepsini (hiçbirini) günahkâr.
İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve ekâmûs salâte ve âtevûz zekâte lehum ecruhum inde rabbihim, ve lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Muhakkak ki onlar,o kimseler îmân ettiler, âmenû oldular (Allah'a ulaşmayı dilediler), ve ıslâh edici, nefsi tezkiye edici amel yaptılar, ve ikame ettiler, hakkıyla yerine getirdiler namazı, ve verdiler zekât(ı), onlar için, onların vardır onların ecirleri, mükâfatları, yanında(dır), katında(dır) (onların) kendi Rab'leri(nin). Ve korku yoktur onlara, ve onlar mahzun (da) olmazlar.
Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve zerû mâ bakiye miner ribâ in kuntum mu’minîn(mu’minîne).
Ey o kimseler, onlar îmân ettiler, âmenû oldular (Allah'a ulaşmayı dilediler)! Takva sahibi olun Allah'a karşı. Ve bırakın, terkedin (bakiyeyi almayın) şey(i) bakiye, arta kalan, sona kalan, geriye kalan (faizin bakiyesini) ribadan, faizden, eğer, ise(niz) siz (gerçek) mü'minler?
Fe in lem tef’alû fe’zenû bi harbin minallâhi ve resûlih(resûlihî), ve in tubtum fe lekum ruûsu emvâlikum, lâ tazlimûne ve lâ tuzlemûn(tuzlemûne).
O zaman, o taktirde, bundan sonra eğer (bunu) yapmazsanız, o taktirde bilin (ki) harbi, savaşı (savaşa hazır olun) Allah'tan, ve O'nun Resûl'ü(ünden). Ve eğer larıtövbe ettiniz (ise de) o zaman, artık, o taktirde sizin(dir) ana mallar(ı), ana pları ) (sermayeleri) sizin mallarınız(dan). (Ve) Zulmetmezseniz, haksızlık etmezseniz, ve zulmedilmezsiniz, haksızlığa uğramazsınız.
Ve in kâne zû usratin fe naziratun ilâ meysereh(meyseretin) ve en tesaddekû hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve eğer (borçlu), oldu sahip darlık, zorluk (borcunu ödeyemeyecek ise), o taktirde, o halde (bekleyerek) beklemek (gereklidir, geçirilmelidir zaman) ... (olana) e kadar kolaylık, bolluk. Ve (alacağınızı) sadaka etmeniz (bağışlamanız), (daha) hayırlı(dır) sizin için. Eğer siz, iseniz biliyorsunuz (keşke bilseydiniz).
Vettekû yevmen turceûne fîhî ilâllâhi summe tuveffâ kullu nefsin mâ kesebet ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).
Ve sakının bir gün(den) döndürüleceksiniz onun içinde, onda (o gün) Allah'a, (ve) sonra vefa edilir, tam olarak (tamamen) ödenir hepsi nefs(e), kişi(ye) şeyler(in) kazandı(ğı) (iktisap ettiği derecelerin karşılığının). Ve onlar zulmedilmezler, haksızlığa uğramazlar.
8 Aralık 2014-16 Nisan 2015 Pazartesi-Perşembe
YK-44(Yunus Katı-Malatya)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder