17 Nisan 2015 Cuma

51.Sayfa

Kur'an-ı Kerim
3.Cüz

2.Bakara Suresi 253.(286)Ayet'den 3.Âli İmrân Suresi 91.(200)Ayet'e Kadar

Kur'an-ı Kerim 3.Cuz 51.Sayfa 3.Sure Âli İmrân Suresi Ayet 16-22

Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr(nâri).

Onlar (takva sahipleri) derler (ki): “Rabbimiz, muhakkak ki biz (evet) biz âmenû olduk  (mü’min olduk, îmân ettik), artık bizi mağfiret et günahlarımızı (sevaba çevirerek), (ve) bizi koru ateşin azabı(ndan).”

Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr(eshâri).

(Onlar), sabredenler, ve sadıklar (Allah ile olan ahdlerine sadık olanlar, ahdlerine vefa edenler), ve kânitîn olanlar (Allah’ın huzurunda saygı ile duranlar), ve infâk edenler (Allah için verenler), ve mağfiret dileyenler(dir) (günahlarının sevaba çevrilmesini dileyenlerdir) seher vakitlerinde.

Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).

Allah, şahitlik etti, şehâdet etti: Muhakkak ki O, ilâh yoktur O'ndan başka. Ve melekler, ve ilim sahipleri (de) (kendilerine Allah tarafından ilim verilenler de) adalet ile yerine getirdi (kâim oldular,şahit oldular) (ki), ilâh yoktur O'ndan başka, (O) Azîz'dir, Hakîm'dir ( hüküm sahibidir).

12 Şubat 2015
Perşembe

İnned dîne indâllâhil islâm(islâmu), ve mâhtelefellezîne ûtûl kitâbe illâ min ba’di mâ câehumul ilmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi âyâtillâhi fe innallâhe serîul hısâb(hısâbı).

Muhakkak ki dîn, Allah'ın indinde, katında İslâm(dır) (teslim dînidir). Ve ihtilâfa düştükleri şey, onlar (evet onlar) kitap verilenler, ancak, ...dan, sonra onlara gelen şey ilim(bilgi), hased (fesad) kendi aralarında(ki) (nedeniyledir). Ve kimse, kim  örter(se), (inkâr ederse, küfre düşerse) Allah'ın âyetlerini, o zaman (o taktirde), muhakkak ki Allah, hesabı seri (çabuk) gören(dir) (serî-ul hısaptır). 

Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebeani, ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâgu, vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi).

Bundan sonra eğer seninle (ey Muhammed) tartışırlarsa o zaman (onlara) de (ki), söyle (ki): "Ben teslim ettim vechimi, fizik vücudumu Allah'a, ve bana tâbî olan kimseler (de)." Ve de (ki), söyle (ki) onlara, o kimselere kitap verilenler, ve ümmiler, kitap verilmeyenler: "Siz (de vechinizi, fizik vücudunuzu ), (Allah'a) teslim oldunuz mu (ettiniz mi)?" O zaman, eğer teslim etilerse, o taktirde, hidayete ermişler(dir). Ve eğer yüz çevirirlerse, o zaman sadece sana düşen tebliğ(dir), bildirme(dir). Ve Allah, en iyi gören(dir) kullarını (basîrun ibâd). 

İnnellezîne yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnen nebiyyîne bi gayri hakkın ve yaktulûnellezîne ye’murûne bil kıstı minen nâsi, fe beşşirhum bi azâbin elîm(elîmin).

Muhakkak ki onlar, inkâr ediyorlar Allah'ın âyetlerini, öldürüyorlar, ve peygamberlerini haksız yere, ve öldürüyorlar onlar emrediyorlar adalet ile insanlardan artık onları müjdele (ey Muhammed): "elîm azap ile."

Ulâikellezîne habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhirah(âhirati), ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).

İşte onlar (evet) onlar heba oldu, boşa gitti onların amelleri dünyada, ve ahiret(te). Ve onlar için yoktur (yardımcılardan) bir yardımcı (nâsırîn). 

8 Aralık 2014-16 Nisan 2015 Pazartesi-Perşembe

YK-44(Yunus Katı-Malatya)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder